Yerlere Çöp Atanlar

Bugün, Bursa – İnegöl yolunda giderken bir araçtan boş meyve suyu kutusunun yola atıldığını gördüm, acaba polisi mi arasam, zabıtayı mı yada ne yapsam derken, ışıkta yakalayıp konuşmaya karar verdim, Coca-Cola fabrikasının oraya yeni yapılan ışıklarda o araçla paralel gittim ve maalesef onun sırasında bir sıra daha boşluk olması sebebiyle istediğimi gerçekleştiremedim. Bu olayı hazmedemedim. Bir insan nasıl bu kadar rahatça çöp atıyor gerçekten aklım almıyor. Üstelik attığı yer de bildiğiniz karayolu, hani yol kenarı falan olsa hadi diyeceğim, hoş oraya da atılmaz da, bu adam resmen yolun ortasına pisliğini bıraktı.

Resmen şuursuzca bir hareket, bu kadar öfkeli olmamın sebebi sanki hayatta ondan başka kimse yok, özgürce istediğini yapabilir gibi davranıyor olması ve bunun anormal bir durum olmadığına kendisini ikna etmesi.

O arabadan uzaklaştıkça derin düşüncelere daldım, yolda polisi aradım, hatta trafiği aradım ama tüm acil numaralar tek numara olmuş ve otomatik yanıt sistemi devreye girince telefonu kapattım. Biraz hukuki olarak araştırma çalıştım acaba bu yaptığı suç mudur ???, kısacası soğumam uzun zaman aldı. Bu yazıyı yazarken de tekrardan o gerilimi yaşıyorum.

Şimdi bu yazıya denk gelenlerden ricam bu tür hareketlerin kabahatler kanununda yeri hükmü nedir, böyle elimiz kolumuz bağlı mı kalacak, bilen varsa rica ediyorum bizleri de bilgilendirsin.

Bu olayın bir başka türlüsü de, kuyruk olaylarımız, metro da inenlere öncelik verileceği yerine onlar inmeden içeri girmeye çalışan bencil insanlar…

Afedersiniz de hayat sizin etrafınızda dönmüyor, umarım bu tür durumlara karşı çok katı kurallar yürürlüğe girer de, Ziya Paşa’nın meşhur sözü “Nush ile uslanmayanı etmeli tekdir; tekdir ile uslanmayanın hakkı kötektir” sözü gereğini bulmaz.

Bu arada cezalar ne derece caydırıcı olur tartışılır, lakin kendimden bir örnek vermek gerekirse, ilk iş deneyimimde gözden kaçırdığım bir güncelleme sonrası hatalı parçanın kesilmesini sağladım, imalatı acele olan işe gerekli o parça sorun oldu ve tüm şefler, patron dahil toplandık ve hatanın kimde olduğu soruldu. Ben de hata benim gözden kaçırmışım dedim, o zaman ki patronum Serkan Körüstan da, yeni parça için malzeme var mı diye sordu, bende var dedim, hemen git yenisini kes, söyle muhasebeye de o parçanın parasını senden kessinler dedi ve bana bakarak benim yerimde olsan ne yapardın dedi, ben de sizin yaptığınızı yapardım dedim. Herhangi bir itiraz etmeden usülce yeni parçayı hazırladım ve bundan sonra ki tüm kestirdiğim parçalarda ölçüleri en az ikişer üçer kez kontrol ederek öyle hazırladım. Çünkü benden kesilecek olan parçanın maliyeti benim maaşım kadardı. Özetlersem bir hata ve sonucu gözlerimin faltaşı gibi açılmasını ve işime iki üç kat daha titiz davranmamı sağladı. Hikayenin sonuna gelirsem de o parça benden kesilmedi, hoş aradan bir iki ay sonra da o parçanın kullanılacağı iş geldi ve o parça da değerlenmiş oldu. Ama o hatadan hayat boyunca çıkardığım dersler oldu.

Sadede gelirsem, birlikte yaşam kurallarına özen gösterelim, toplumsal huzur ve saygının yerini anarşi ve nefrete bırakmayalım , birbirimizi kırmadan incitmeden yaşamasını öğrenelim ve çöpü de lütfen çöp kutusuna atalım, hatta geri dönüşümüne göre uygun kutulara atalım….

Sağlıcakla…