Koşu Günlüğüm

Not: Bu sayfada yazılanlar birebir yaşanmış olup gerçek deneyimlerdir, isteğim şudur ki, nasıl ki bilim dünyasında yarım kalmış çalışmalar birileri tarafından tamamlanıyorsa, benim de burada elde ettiğim her neyse birilerinin işine yarayıp onu geliştirmesidir. Yerli kaynak sıkıntısının çokça olduğu güzel ülkemizde ister sosyal deney deyin ister deli saçması, isterse gelecek için dikilmiş bir fidan. Bir kişinin dahi işine yararsa ne mutlu bana…

#17 Eylül 2016

Her zaman bir arayış peşinde oldum, çoğu zaman bilinçsizceydi, ne zaman kendimin farkına varmaya başladım bu arayışlarım da sürekli yetmemeye başladı. Bu sefer ki serüvenim sağlığım. Aslında bir zincirin devam halkası şeklindeydi, bir ara zihin güçlendirme, dinç kalkma, doğru beslenme gibi arayışlarım vardı, farkettim ki spor bu üç arayışında temelinde yatıyor. Spor’a başladığında kaybedilen kaloriler için bir şekilde beslenmeye başlıyorsun, yaptığın çalışmaların sonuç vermesi için doğru beslenmeye yöneliyorsun, böylelikle vücudun hem gerekli besinleri alıyor hem de spor sayesinde atmış olduğu toksinler ile rahatlıyor, vücut enerjisini doğru yerlerde harcayarak seni daha başarılı kılıyordu. İşte bir taşla bir kuş sürüsü vurmanın yolu da spor.

Benim sevdiğim spor ise tekvando, lakin eski kondisyonlu günlerimden eser kalmadığı için tekrar forma girmem gerekiyordu ve bir sağlık kitabında okuduğum kadarıyla mucize spor “Koşmak” ve koşmanın faydaları üzerine bir kaç sayfaydı.

Yapabilir miydim bilmiyordum, koşmak bu yani efor harcamak, zaman vermek, ve de eski tecrübelerimden edinmiş olduğum hamlık sonrası kas ağrıları, biraz gözümü korkutuyordu. Ama koşmanın niyetine girdim ve önce koşu için alışveriş yapmaya karar verdim. Giyim konusunda çok sıkıntı çekiyorum, kıyafetin üzerinde herhangi bir marka görmek istemiyorum, kaliteli, lakin markasız ürün bulmak çok ama çok zor benim için, koşu için bir ayakkabı almalıydım, bilinen markaların mağazalarına gittim, baktım baktım baktım ama hiç biri içime sinmiyordu, nihayet bir tane içime sinen buldum, ve diğer kıyafetleri de tamamladım, artık hazırdım.

Ve o gün, 30 Temmuz 2016 Cumartesi, alışverişten geldim ve çok az bir dinlenme sonrası koşuya çıktım. Evimin yakınında güzel bir park var lakin, ben yolda koşmayı tercih ettim ve koşuya başladım. Sigara içen birisi değilim, lakin koşuya başladım ama belki 200 – 300 metre sonrası tıkanmalar meydana gelmeye başladı, hafif nefes yetmezliği, yorulmalar, kasılmalar, ve malum sonuç yürümeye dönme oldu, ilk koşumda toplam 6 km mesafeyi yürüme belki %70 – 80 oranında olmak üzere tam 57 dakika 22 saniyede tamamladım.

Gayet iyi ter atmış toksinlerimden uzaklaşmıştım. Biraz rahatlama gelmişti, ve korktuğum gibi de çok fazla kas ağrısı çekmedim.

Günler, günleri kovaladı, bu yazıyı tam olarak 18 defa 6 km lik koşu antrenmanlarından sonra yazmaya karar verdim ve birazdan bu zamana kadar elde ettiğim dereceleri ve yaşadığım sorunları aktaracağım.

Tam tamına 48 gün içerisinde 18 defa koşu ve 108 km mesafe kat ettim. Bu süre zarfında beni en çok zorlayan durum kemik sızlaması ve kas ağrıları oldu. Gözle görülür bir şekilde kas oluşumu olmuştu, ben bu kadar kısa sürede bu kadar kas olacağını aklıma bile getirmemiştim, ama bir şekilde olmuştu. Tabi kendiliğinden olmadı, koşu parkurumda 80 küsür metrelik bir yükselti farkı var ki son 300 metre de ciddi bir rampaya sahip, bu da kaslarımın gelişmesi için mükemmel bir avantaj.

48 günde yaptığım en iyi derece 13 Eylül günü yapmış olduğum 39 dakika 44 saniyelik bir dereceydi. Benim için son derece mutluluk verici bir durumdu, daha önce 40 dakika civarlarında en iyi derecelerim vardı ve o dereceyi geliştirmiştim. Nasıl yaptığıma gelirsem, beni  en çok zorlayan son kilometre oluyor, gücüm artık iyice bitmiş oluyor lakin bu koşumda o son kilometre de nereden geldi bilmiyorum ekstra bir güç geldi ve son kilometreyi süratli bir şekilde bitirdim ve dereceyi elde ettim.

Şuan tek hayalim hala devam eden kemik sızlamalarım ve kas ağrılarımın bitmesi ve ağrı sızı olmadan zevkle koşmak. Birazdan ekleyeceğim resimlerde ki süreleri incelerseniz, bazı koşularım da ilk günkü dereceme yakın dereceler göreceksiniz ki, bunun sebebi neredeyse ağlatacak kadar olan ağrı ve sızlamadır. Bu yüzden koşu yerini yürümeye bırakmıştır.

48 günde diğer yaptıklarıma gelirsem, az biraz kas nasıl elde edilir gibi bilgim vardı, beslenme yönünden, şimdi koştuğum için yine kasa ihtiyacım olacağını biliyordum ve bu yüzden protein almaya gayret gösteriyordum. Yine internetten araştırmalara, hangi üründe ne kadar protein var falan, yumurta yemeler, tavuk yemeler, süt içmeler gibi çok bilinçli olmayan şekilde beslenmeye çalıştım, aslında beslenme değilde, normal yediklerimin yanına bunlarda da serpiştirdim.

Biraz kas ağrıları üzerine araştırma yaparken, ısınmadan koşu yaptığımı farkettim ve belki bundan sonra ısınırsam daha az kas ağrısı yaşarım diye düşünüyorum.

Ufak notlar aldım kendime ve sizlerle paylaşayım;

  • Zemin ( koşu parkurum, ana cadde üzerinde ben ise parkeli kaldırımda koşuyorum, parkeler yamuk yumuk olduğundan ayaklarım ve bileklerim acıyor, sonralar asfalta yani yola çıkmaya başladım, bu sefer öyle rahat hissettim ki tarif edilemez, lakin karşıdan gelen araçların yolu güzel kullanmamaları sonucu çok fazla güzel zeminden gidemiyorum. Bozuk yol sakatlanmama yol açmaz ise belki beni daha güçlü kılar. )
  • Adımsayar yada Koşu Programı ( Telefonlarda her türlü uygulama mevcut, ben Runtastic adlı uygulamayı kullanıyorum, koştuğum mesafe ve süreyi aynı zamanda kaloriyi gösteriyor, eski koşularımdan elde ettiğim verileri biraz analiz etme yada hadi oğlum bu süreyi geçersin gibi gaza getirme konusunda biraz daha motive edici oluyor. )
  • Isınma ( ısınmadan yapılan antrenman sonucu kaslarımızda nasıl zorlanmalar oluyor, bu konuda bir sürü yazı var herhalde, biraz daha okumam ve araştırmam gerekiyor, neler olabileceğini bilmek bizi bilinçli spor yapmaya sevk edecektir. )
  • Antrenman Saati ( antrenmanlarımı hafta için iş çıkısı sonrasında yapıyordum, işte bir şekilde yoruluyorsun, sonra gelip bir de koşmak bayağı zorlayıcı oluyor, bu sorunu aşmak için acaba sabah erken saatlerde mi koşsam diye düşünüyorum… ve de en iyi derecelerimi tatil günlerinde ve sabah yaptım, biraz daha veri lazım kesin yargı için… )
  • Koşu Öncesi Beslenme ( Hafta içi antrenmanlarımda iş çıkışı sonrası olduğundan biraz karnım acıkmış oluyor, kendimi telefon gibi düşünüyorum, telefonda bataryayı gösteren yüzde çubuğu gibi, mesela akşam %30 enerjim var, bir de koşuyorum, tamamen sıfırı tüketiyorum, acaba koşu öncesi enerji verici besinler alsam mı, çikolata yada meyve suyu gibi, bu konuyu da araştırmak gerek… )
  • Koşu Taktikleri ( youtube ta bir sürü koşu videosu var, how to run faster gibi başlıklarda bir sürü güzel video yada antrenman bulabilirsiniz, bu aralar yeni yeni keşfettim bunu. )
  • Nefes ( nefes alıp verme, nefesin kesilmesi gibi durumlar, en son koşumda biraz korktum açıkçası, hiç durmadan 2.2 km koştum, biraz göz kararması ve nefes alamama gibi durum söz konusu oldu, ve gerçekten acaba ölüyor muyum diye korktum, ilk defa böyle oldu, nefes teknikleri konusunda acil araştırma yapmalıyım… )

Şimdilik bu kadar, 48 günlük deneyimlerimden aklımda kalanlar bunlar, inşaallah bundan sonra, her antrenman sonrası güncelleme yaparak, nerede ne hata yaptığımı yada neyi iyi yaptığımı sizlere aktaracağım. Görüşmek üzere…

İşte Derecelerim;

1

 

2

 

3

 

#18 Eylül 2016

Bu sabah aslında oldukça erken kalktım, lakin bir süre daha uyudum, neyse hafif bir kahvaltı, biraz protein olsun diye iki bardak süt içtim, son bardak ballıydı, malum koşacağım için az biraz enerji olsun istedim. Ayaklarımın durumuna baktım, hafif sızlamalar vardı, açılır diyerekten dışarı çıktım, ısınma sözü vermiştim, çok iyi olmasa da biraz ısındım, neden iyi değil derseniz, sabah sabah ayaklarım bacaklarım hiç mi hiç spor havasında değillerdi, her ayağımı kaldırış sonrası yere basışta biraz canım acıyordu, yine zorlayarak ta olsa biraz ısınma yaptım, kronometreyi kurdum ve koşuya başladım. Şunu farkettim bacaklarım en az 1 km koştuktan sonra anca ısınıyorlar, ilk kilometre oldukça sancılı geçiyor, bir de nefes teknikleri uygulayacaktım, 3×3 tekniğini kullanacaktım, yani al al al sonra ver ver ver taktiği, lakin, koşunun 300. metresinden sonra ağzım burnum ne kadar soluk alacak yer varsa hepsinden almaya başladım, zannımca epey bu soluk alıp verme tekniğini çalışmak gerek. Hava oldukça güneşliydi, süper ter attım, toksinleri yine defettim vücudumdan… Sonuca gelirsem, en iyi yaptığım sürenin aynısını bir kez daha yaptım, saniyesi saniyesine, daha kötü yaparım diyordum ama sonra 1.5 km yine biraz iyi geçti ve aynı derecemi tekrarlamış oldum. Bu günlük bu kadar…

18 Eylül Koşusu

18 Eylül Koşusu