Pakize Suda ve Eğlencesi
Pek fazla televizyon izleyen birisi değilim, bu yazımda anlatacağım olay uzun zamandır yapılıyor.İlk olarak büyük bir tv kanalından akşam haberlerinin bitimine doğru çıkıyordu.Olay şu bir muhabir, çarşıda pazarda geziyor ve insanlara sorular soruyor, mesela mevsimler nasıl oluşur gibi, tabi insanlar seçmece, bu soruyu bilemeyecek insanlar aranıyor ve bu insanların verdiği cevapların yer aldığı bölüm doğru cevaplara nazaran çok çok yüksek miktarda.
Bugün tv ye bakarken Pakize Suda’nın programına rastladım, programın adı nedir bilmiyorum hatta Pakize Suda beni de ilgilendir miyor ama yıllardır bir şekilde televizyonda olup yeri geldiği zaman insanlara bir şeyler öğretmeyi eğitmeyi amaçlayan insanların sokağa çıkıp insanlara sorular sorup bunları yayınlamaları acaba ne kadar ahlaki.
Amacınız nedir, aaa biz ne kadar cahiliz bakın görün olayı mı.Olay aslında çok basit, video sitelerinde en çok izlenen vidyolara baktığınızda insanların aptallıkları ya da düşmek kalkma gibi olaylardır.Sokaktan seçmece insanlara sorulan sorulara halkımız genellikle sallar birşeyler, bilmiyorum deyip geçmez, e sallayınca tabi Pakize Suda ya da malzeme çıkıyor.
Sorunun kaynağı belli, refah seviyemizin düşük olması ve tv lerin kontrolsüz olması.Şimdi yazacağım olay için ne düşünürseniz düşünün ama olması gereken budur.Tv lere filmlere bakarsak, imamlar hep üçkağıtçı, hacı hoca tayfası üfürükçü, evlerde kitap okuyan ne bir anne var ne bir baba, hep lüks hayata özendirme, sihirli büyülü anne baba, olmayan varlıkların minik beyinleri zehirlemesi gibi onlarca tehlike var.
Aydın geçinen insanlar neden bunlara karşı yürüyüş yapmıyorlar ki, yeri geldiğinde elde bayrak 10. yıl marşını söylemeyi biliyorlar, birazcık dürüst olun kendinize karşı, eğer gerçekten bu ülkede birşeylerin değişmesini istiyorsanız bu saydıklarımıda protesto edin.
Benim ülkemin genç beyinlerini zehirlemeye kimsenin hakkı yoktur.İnsanlarımın cahilleri ile dalga geçmeye kimsenin hakkı yoktur.Eğer cahillerse eğitin, kusurları ortaya çıkaranın, kusurları ortaya çıkarılır bunu kimse unutmasın.Keser döner sap döner bir gün hesap döner.
Daha yazılacak o kadar çok şey var ki, sayfalar yetmez, bu başlangıç gerisi elbet gelecektir…

Yunus Emre 09:48 on 30 Ağustos 2011 Permalink
Merhaba Emre Bey. Ben de makine mühendis adayıyım. Hem meslektaş, hem de adaşız
. Neyse, konuya döneyim, hakikaten bu tespitinizi açıklamanızı kutluyorum. Öyle insanlar var ki, gördüğü bir yanlış karşısında niyeyse ses çıkarmıyor ve adeta “Bana dokunmayan yılan bin yaşasın” diyor. Bunu dile getirmenize sevindim. Odaya da bir çift lafım var; “Kardeşim, beğenmesen de istemesen de sen resmi bir kuruluşsun ve amacın siyaset değil. Hem, işinize gelince farklı dinlerin, farklı düşüncelerin bu ülkede özgürce konuşulmasının gerektiğini savunuyorsunuz da, iş İslam’a, müslümanlığa gelince niye ters tepiyorsunuz? Düşüncelerin, ideolojilerin, dinlerin özgürlüğünü savunan “özgürlükçü” kişiliğinize ne oldu?… Bunlar, boş laflar… Sizin kutlamanıza, verdiğiniz değere İslamiyetin, müslümanlığın hiç bir geeksinimi yok. Fakat bir iş yapacaksanız, hakkını vererek yapın ki insanlar(sizin görüşünüzde olanlar değil, bütün insanlar), sizin yaptığınız işten memnun kalsınlar…” Saygılarımla Emre bey.. Hayatınızda nice başarılara imza atmanız dileğiyle. Artık ben de sitenizin aktif bir izleyicisi olacağım. Ramazan Bayramınız Mübarek olsun.
Emre SEYMENLER 09:55 on 30 Ağustos 2011 Permalink
Beş Maymun Hikayesi,
Kafese beş maymun koyarlar. Ortaya da bir merdiven konur ve
tepesine de iple bir kangal muz asılır. Her bir maymun merdivenleri
çıkarak muzlara ulaşmak istediğinde dışarıdan üzerine soğuk su sıkılır.
Her bir maymun aynı denemeyi yapar, buz gibi soğuk suyla ıslatılır.
Bütün maymunlar bu denemeler sonunda sırılsıklam ıslanırlar. Bir süre
sonra muzlara doğru hareketleneni diğer maymunlar engellemeye başlar.
Su kapatılıp maymunlardan biri dışarı alınır, yerine yeni
bir maymun konulur. İlk yaptığı iş, koşup muzlara ulaşmak için
merdivene tırmanmak olur. Fakat diğer dört maymun buna izin vermez ve
yeni maymunu bir . de döverler.
Daha sonra ıslanmış maymunlardan biri daha yeni bir
maymunla değiştirilir. Ve o da merdivene ilk yaptığı atakta dayak yer.
Bu maymunu en şiddetli ve istekli döven de biraz önce diğerleri
tarafından engellenen ve ilk dayağı yiyen birinci yeni maymundur.
Islak maymunlardan üçüncüsü de değiştirilir. Bu da . ilk
atağında diğerleri tarafından cezalandırılır. Diğer dört maymundan yeni
gelen ikisinin en yeni gelen maymunu niye dövdükleri konusunda hiç bir
fikirleri yoktur ama en iştahlı dövenler de onlardır.
Sonra en baştaki ıslanan maymunların dördüncü ve beşincisi
de yenileriyle değiştirilir.
Ama tepelerinde o bir kangal muz hala asılı olduğu halde
artık hiç biri merdivene yaklaşmamaktadır.
Neden mi?
Çünkü burada işler böyle gelmiş ve böyle gitmektedir…
Yunus Emre 10:18 on 30 Ağustos 2011 Permalink
Aynen öyle hocam. Ellerine sağlık