Updates from Kasım, 2011 Toggle Comment Threads | Keyboard Shortcuts

  • Emre SEYMENLER 14:13 on 09 November 2011 Permalink | Reply  

    Pakize Suda ve Eğlencesi 

    Pek fazla televizyon izleyen birisi değilim, bu yazımda anlatacağım olay uzun zamandır yapılıyor.İlk olarak büyük bir tv kanalından akşam haberlerinin bitimine doğru çıkıyordu.Olay şu bir muhabir, çarşıda pazarda geziyor ve insanlara sorular soruyor, mesela mevsimler nasıl oluşur gibi, tabi insanlar seçmece, bu soruyu bilemeyecek insanlar aranıyor ve bu insanların verdiği cevapların yer aldığı bölüm doğru cevaplara nazaran çok çok yüksek miktarda.

    Bugün tv ye bakarken Pakize Suda’nın programına rastladım, programın adı nedir bilmiyorum hatta Pakize Suda beni de ilgilendir miyor ama yıllardır bir şekilde televizyonda olup yeri geldiği zaman insanlara bir şeyler öğretmeyi eğitmeyi amaçlayan insanların sokağa çıkıp insanlara sorular sorup bunları yayınlamaları acaba ne kadar ahlaki.

    Amacınız nedir, aaa biz ne kadar cahiliz bakın görün olayı mı.Olay aslında çok basit, video sitelerinde en çok izlenen vidyolara baktığınızda insanların aptallıkları ya da düşmek kalkma gibi olaylardır.Sokaktan seçmece insanlara sorulan sorulara halkımız genellikle sallar birşeyler, bilmiyorum deyip geçmez, e sallayınca tabi Pakize  Suda ya da malzeme çıkıyor.

    Sorunun kaynağı belli, refah seviyemizin düşük olması ve tv lerin kontrolsüz olması.Şimdi yazacağım olay için ne düşünürseniz düşünün ama olması gereken budur.Tv lere filmlere bakarsak, imamlar hep üçkağıtçı, hacı hoca tayfası üfürükçü, evlerde kitap okuyan ne bir anne var ne bir baba, hep lüks hayata özendirme, sihirli büyülü anne baba, olmayan varlıkların minik beyinleri zehirlemesi gibi onlarca tehlike var.

    Aydın geçinen insanlar neden bunlara karşı yürüyüş yapmıyorlar ki, yeri geldiğinde elde bayrak 10. yıl marşını söylemeyi biliyorlar, birazcık dürüst olun kendinize karşı, eğer gerçekten bu ülkede birşeylerin değişmesini istiyorsanız bu saydıklarımıda protesto edin.

    Benim ülkemin genç beyinlerini zehirlemeye kimsenin hakkı yoktur.İnsanlarımın cahilleri ile dalga geçmeye kimsenin hakkı yoktur.Eğer cahillerse eğitin, kusurları ortaya çıkaranın, kusurları ortaya çıkarılır bunu kimse unutmasın.Keser döner sap döner bir gün hesap döner.

    Daha yazılacak o kadar çok şey var ki, sayfalar yetmez, bu başlangıç gerisi elbet gelecektir…

    Anahtar Kelimeler

     
  • Emre SEYMENLER 06:05 on 30 August 2011 Permalink | Reply  

    MMO Bursa ve Cehalet 

    Bugün bayram ve normal olarak herkesten bayram mesajı geliyor ama bu kadar saçması bilerek yapılma dışında olması mümkün değildir.Gelen mesaj aynen şu

    ”30 Ağustos Zafer Bayramınızı ve Şeker Bayramınızı kutlar, sağlık, mutluluk ve esenlikler dileriz.MMO Bursa Şube Yönetim Kurulu”

    İlk başta normal gibi ama koyu yazdım kelimeye bakarsanız, şeker bayramı yazıyor, bizim şeker bayramı diye ne bir dini bayram nede milli bayramımız var, siz hangi çağda ya da coğrafyada yaşıyorsunuz, çocuk mu kandırıyorsunuz, bilinçli olarak yapıyorsunuz.Siyasetinizi oda dışında yapınız.

     
    • Yunus Emre 09:48 on 30 Ağustos 2011 Permalink

      Merhaba Emre Bey. Ben de makine mühendis adayıyım. Hem meslektaş, hem de adaşız :) . Neyse, konuya döneyim, hakikaten bu tespitinizi açıklamanızı kutluyorum. Öyle insanlar var ki, gördüğü bir yanlış karşısında niyeyse ses çıkarmıyor ve adeta “Bana dokunmayan yılan bin yaşasın” diyor. Bunu dile getirmenize sevindim. Odaya da bir çift lafım var; “Kardeşim, beğenmesen de istemesen de sen resmi bir kuruluşsun ve amacın siyaset değil. Hem, işinize gelince farklı dinlerin, farklı düşüncelerin bu ülkede özgürce konuşulmasının gerektiğini savunuyorsunuz da, iş İslam’a, müslümanlığa gelince niye ters tepiyorsunuz? Düşüncelerin, ideolojilerin, dinlerin özgürlüğünü savunan “özgürlükçü” kişiliğinize ne oldu?… Bunlar, boş laflar… Sizin kutlamanıza, verdiğiniz değere İslamiyetin, müslümanlığın hiç bir geeksinimi yok. Fakat bir iş yapacaksanız, hakkını vererek yapın ki insanlar(sizin görüşünüzde olanlar değil, bütün insanlar), sizin yaptığınız işten memnun kalsınlar…” Saygılarımla Emre bey.. Hayatınızda nice başarılara imza atmanız dileğiyle. Artık ben de sitenizin aktif bir izleyicisi olacağım. Ramazan Bayramınız Mübarek olsun.

    • Emre SEYMENLER 09:55 on 30 Ağustos 2011 Permalink

      Beş Maymun Hikayesi,

      Kafese beş maymun koyarlar. Ortaya da bir merdiven konur ve
      tepesine de iple bir kangal muz asılır. Her bir maymun merdivenleri
      çıkarak muzlara ulaşmak istediğinde dışarıdan üzerine soğuk su sıkılır.
      Her bir maymun aynı denemeyi yapar, buz gibi soğuk suyla ıslatılır.
      Bütün maymunlar bu denemeler sonunda sırılsıklam ıslanırlar. Bir süre
      sonra muzlara doğru hareketleneni diğer maymunlar engellemeye başlar.

      Su kapatılıp maymunlardan biri dışarı alınır, yerine yeni
      bir maymun konulur. İlk yaptığı iş, koşup muzlara ulaşmak için
      merdivene tırmanmak olur. Fakat diğer dört maymun buna izin vermez ve
      yeni maymunu bir . de döverler.
      Daha sonra ıslanmış maymunlardan biri daha yeni bir
      maymunla değiştirilir. Ve o da merdivene ilk yaptığı atakta dayak yer.
      Bu maymunu en şiddetli ve istekli döven de biraz önce diğerleri
      tarafından engellenen ve ilk dayağı yiyen birinci yeni maymundur.
      Islak maymunlardan üçüncüsü de değiştirilir. Bu da . ilk
      atağında diğerleri tarafından cezalandırılır. Diğer dört maymundan yeni
      gelen ikisinin en yeni gelen maymunu niye dövdükleri konusunda hiç bir
      fikirleri yoktur ama en iştahlı dövenler de onlardır.
      Sonra en baştaki ıslanan maymunların dördüncü ve beşincisi
      de yenileriyle değiştirilir.
      Ama tepelerinde o bir kangal muz hala asılı olduğu halde
      artık hiç biri merdivene yaklaşmamaktadır.
      Neden mi?
      Çünkü burada işler böyle gelmiş ve böyle gitmektedir…

    • Yunus Emre 10:18 on 30 Ağustos 2011 Permalink

      Aynen öyle hocam. Ellerine sağlık

  • Emre SEYMENLER 07:52 on 16 November 2010 Permalink | Reply
    Tags: akıncı türk ihsan dikmen ilköğretim okulu, dayakçı sisteme son, eğitim şart, mustafa malkoç, öğretmen kimdir, sami tanrıkut   

    Geçmişe Bayram Hediyesi 

    Uzun zamandır kafamdaydı, hatta yıllardır, ama bu sabah konusu açıldı ve bende kafamdakini yazayım dedim.Bu yazımı böyle gelmiş böyle gider anlayışında olanlara yazıyorum, alın bakın bu düzen böyle gidicek mi.

    Biraz geçmişe gidiyoruz ama konu geçmişte kalmıyor, günümüzde ve gelecekte de olacak bir konu.Klasik  lafımız vardır bana dokunmayan yılan bin yaşasın, tamam yaşasında bu yılan birini sokacak, sana bişey yapmıyor ona yapmıyor, döncek dolaşcak tekrar sana gelicek.Yılanın ısırmasını bekleyeceğimize neden yılanın kafasını küçükken ezmiyoruz ki.

    Gelelim konuya, ilkokulum yani Akıncı Türk İhsan Dikmen İlköğretim Okulu, iki adet öğretmen, tabi devlet kayıtlarına ve diplomalarına göre öğretmenler.İsimleri Sami Tanrıkut ve Mustafa Malkoç, biri Türkçe öğretmeni diğeri Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi.Bu iki şahsı neden zikrediyorum.Çünkü geçmişte yaptıklarından dolayı.

    Eğitim öğretimde dayakçı sisteme karşıyım, ama bu iki şahıs ellerinde öğretmen kimliğiyle, okulda öğrencileri döven terör estiren kişilerdir.Dua ezberlemediği için tokatlanan öğrenciler, kıçlarına tekme yiyen öğrenciler, sınıfa girdiklerinde bütün öğrencilerin korktuğu öğrenciler.

    İşin özü belli, sindirme politakası, neden mi, Şükraniye mahallesi ve civar mahallelerden gelen çocuklar ve onların cahil anne babaları, öğrencilerin anne ve babaları da bu dayakçı sistemden geçtikleri için normal geliyor, derler ki, hocanın vurduğu yerde gül biter, yahu hoca da sanki Fatih’in Hocası Akşemseddin, Bu iki şahıs öğrencileri dövüyor, çocuklarda alışmışlar dayak yemeye ne ailelerine söylüyor ne tepki veriyor nede bişey, bu şahıslarda çocuk dövmeye devam ediyorlar.Bilgili insanlar yok muydu vardı elbet ama onların çocuklarına bu tarz muamele olmuyordu ve onlarda bana dokunmayan yılan bin yaşasın zihniyetinde oldukları için sistem yıllardır böyle sürüp gidiyor.

    Ama artık durun, bu ilk adım, bu yazıyı elbet göreceksiniz, geçmişinizle yüzleşin bakalım, keser döner sap döner, günah çıkarma sırası geldi, bunu okuyan diğer öğretmenlerede söylüyorum, bu düzen böyle gitmeyecek.Kimse sahipsiz değil, size bu hakkı kim verdi, elbet hesap vereceksiniz.

    Cem Yılmaz diyor “Eğitim Şart” şart tabi ama bize eğitim verenleri kim eğitecek, Atatürk’ü ağızlarından düşürmezler, Atanın geleceği emanet ettiği gençliğe zarar verirler.

    Bu tip insanlar elensin temizlensin, hakkıyla layıkıyla bu işi yapmayacak olan, aldığı misyonun değerini bilmeyen bu işe girmesin, çocuklarımızı geleceğimizi zehirlemesinler, yoksa bu iş burda yazıyla kalmaz…

    Anahtar Kelimeler

     
c
compose new post
j
next post/next comment
k
previous post/previous comment
r
reply
e
edit
o
show/hide comments
t
go to top
l
go to login
h
show/hide help
esc
cancel
gazeteler