Ekim, 2014 ayındaki güncellemeler Yorumları Göster/Gizle | Klavye Kısayolları

  • Emre SEYMENLER 18:08 - 24 October 2014 Permalink | Cevapla
    Etiketler: dere temizleme, hitachi kh180, , paletli vinc   

    Balçıkla Dolan Dereler Nasıl Temizleniyor 

    Malum dereler zamanla balçıkla dolar ve bir müddet sonra temizlenmesi gerekir, tam da bu gün bu sorunun yanıtını gördüm ve sizlerle paylaşmak istedim.Hitachi KH180 marka model paletli vince kova takılarak yapılan işlemin videosu aşağıda.Makine mühendisi arkadaşlara ve meraklı kişilere bilgilendirici olması sebebiyle bizzat kaydedilmiştir…

    Hitachi KH180 Paletli Vinç

    Hitachi KH180 Paletli Vinç

     
  • Emre SEYMENLER 18:20 - 21 April 2014 Permalink | Cevapla  

    Mühendislikte Tercüme Gerekliliği 

    Yüksek lisansımı yaptığım Uludağ Üniversitesinin Fen Bilimleri Enstitüsünün, ikinci katına çıkarken yüzümüzün baktığı tarafta ve her defasında içimden yanlış dediğim bir söz var, bu söz Atatürk’e ait ve “İlim tercüme ile değil tetkik ile olur” sözünü her okuduğumda canım biraz sıkılıyor.Nedeni basit, mükemmel derecede ingilizcem yok ve işe yarar bir bilgiye ulaşmak için okuduğum ingilizce bir metin ile Türkçe bir metin arasında ki zaman farkından dolayı sinir oluyorum.

    Atatürk güzel söylemiş fakat şu aşamada teknikte ilerleyen milletlerin dillerinde yazılmış eserlerin ingilizce bilmeyen mühendislere ulaştırılması gerekiyor.Ülkemizde her puana göre mühendislik eğitimi var, ama her yerde ingilizce eğitim yok, ingilizce eğitimi olan yerlerde bile, kaç tane öğrenci mükemmel derecede ingilizce öğrenerek mezun oluyor???

    Eskiden plastik oyuncaklar vardı maketler, içerisinden çıkan kağıda rakamlar ile nasıl montaj yapılacağı sıraya konmuş ve bizlerde bu sıraya göre maketi yapardık.Enerji alanına ilgim olduğundan dolayı, enerjiyle alakalı teknik kitapları karıştırdığımda güzel bilgilere rastlıyorum, bu kitaplar malesef yabancı dil de ve ingilizce bilmeyen ama hevesli mühendislerin bu bilgiden mahrum kalması beni oldukça üzüyor.Bazı kitaplarda makinelerin adım adım nasıl yapılacağı bile yazıyor tıpkı o maketlerin içerisinden çıkan kağıtlar gibi.Ama ingilizce bilmeyen mühendis arkadaşım bu olayı bilse ve Türkçe olarak o metni okusa, sistemi anlasa, işleyişi çözse emin olun çok daha iyisini geliştirmek için canla başla çalışacaktır.

    Bir sorunu tespit ettik ve çözümü de verelim, şimdi dizi izleme sitelerini benim yaş gurubum çok iyi bilir ve alt yazı ekipleri vardır bu gurupların, aynı bu guruplar gibi teknik tercüme grupları kurulmalı internet dünyasında, herkes bir sayfa çeviri yapsa belki bir günde bir teknik kitap çevrilmiş olacaktır.Bizlere edebi manada çeviri lazım değil, anlamı bozulmadan verilmek istenen çevrilsin yeter.400 kişi olsa ve dediğim gibi günde herkes bir sayfa çevirse, 400 sayfa eder ve çok rahat bir teknik kitabı Türkçeye kazandırmış oluruz.İllegal olacaktır belki ama bir yerlere gelmek istiyorsak bazı şeyleri çiğnememiz gerekir.

    Umarım bu düşüncem yada daha iyi bir fikir ortaya ürün olarak konur ve ilim herkese ulaşır.

     
  • Emre SEYMENLER 19:18 - 15 September 2013 Permalink | Cevapla
    Etiketler: makine mühendisleri nerelerde çalışabilir, makine mühendisliği çalışma alanları   

    Makine Mühendislerinin Çalışma Alanlarından Altyapı Sektörü 

    Türkiye’de hemen hemen her üniversitede Makine Mühendisliği bölümü bulunmaktadır ve her sene binlerce yeni makine mühendisi meslektaşım mezun olmaktadır.Herkes mezun olduktan sonra nerelerde iş bulabilir onun telaşına düşer, bazıları ise daha meslek tercihi yaparken bu telaşa düşer.Bu yazımda makine mühendisinin altyapı sektöründe nerelerde nasıl ve ne şartlarda çalışabileceğini anlatacağım.Bu yazıda çok derinlemesine değil ama bu tip bir işte nelerle karşılaşacağınızı az çok anlayacaksınız.

    Altyapı sektörü içerisinde çokça insanı ilişkileri barındıran bir o kadar farklı çalışma sahası olan, sürekli seyyar vaziyette olduğunuz bir iş koludur.Bu iş kolunda, doğalgaz altyapı çalışmaları, kanalizasyon çalışmaları, elektrik, ptt, telefon, internet gibi yerin altından işleyen ne kadar alt sektör varsa bu anlatacaklarım daki durumları birebir yaşayacaklardır.

    Altyapı sektöründe kral belediyelerdir, çünkü bir yeri kazmak için izin almak zorundasınız, izinsiz kazı yaparken birde elektrik hattı kopardınız mı yada gider borusunu kırdınız mı oooo şenlik o zaman başlıyor demektir.Pekii makine mühendisi bu olayların neresinde diye sorarsanız, makine mühendisi şartnameler gereği taşeron yada müteahhit firmaların bulundurmaları mecbur personel olmakta ve imza yetkileri gerekmektedir.Makine mühendisi hakedişi hazırlar, işveren firma ile kendi personeli arasında bilgi iletimini sağlar, iş güvenliği ve çalışma koşullarını düzenler, gerekli kağıt kürek işlerini yapar, olası sorunlarda arabuluculuk yapar, kısacası içerisinde çokça insanı ilişki barındıran durumları yönetmekle meşguldür.

    Bu iş zevkli midir diye sorarsanız, özgürlüğü seven, açık havada ve sürekli farklı yerlerde çalışmaktan keyif alanlar için bence paha biçilemez bir iş.Çünkü fabrika ortamı gibi ortam yok, çalışma alanlarınız caddeler sokaklar, muhatap olduğunuz kişiler belki de komşularınız yada arkadaşlarınızın ailesi akrabası bile olabilir.Çünkü bu işler hizmet işleridir, dediğim gibi doğalgaz hattı döşemesi, elektrik yada su bağlantıları, gider işleri, belediyecilik gibi alt sektörler yaşadığımız hayatın içerisinde olan ve birinden birine muhakkak denk geleceğimiz alanlardır.

    Bu işin zor tarafı nedir derseniz, bir kere açık hava dedim, yazın sıcak kışın soğuk, tabi sizler mühendis olduğunuz için her dakika dışarda değilsiniz ama sahanızı kontrol etmek yada bir sorun çıktığında saatlerce sahada yani dışarda kalabilmeniz gerekmektedir.Bunun haricinde muhatap olduğunuz kişiler direk insanlar olduğu için, kazı yaparken kazara elektrik hattını kopardığınız bir ev sakini size sert çıkışabilir, yada saatlerce tedaştan kopan elektrik hattının bağlanması için bekleyen insanların buzdolaplarında bozulan etleri ve yemekleri için sizlerden ücret talep edebilirler.

    Kısacası mühendislik eğitiminin verdiği vizyon ve algı açıklığını, halkın anlayabileceği düzeye indirebilecek kapasiteniz varsa bu iş sizin için birebirdir.Ve iş gereği belediyeciler, pttciler, elektrikçiler, sucular ile haşır neşir olmanız sebebiyle, herhangi bir sorununuz olduğunda tez zamanda yaptırabilecek güce kavuşuyorsunuz, bu da sizi toplum içerisinde saygın bir kişi yapabilir, nasıl mı 🙂 mesela komşunuzun evini su basmıştır, siz bir telefonla sucuları getirtebilir ve olayı çözdüğünüzde toplum size vooowww bak görüyon mu falancanın oğlunu bir telefonla işimizi halletti gibi poh pohlayıcı sözlere ve hayranlığa sahip olabilirsiniz.

    Şaka bir yana makine mühendisi meslektaşlarımın çalışma alanlarından birini daha tanıtmış olduk, bir sonraki yazımızda görüşmek dileğiyle, sormak istediğiniz soruları yorum olarak aşağıya yazabilirsiniz.Hoşçakalın…

     
  • Emre SEYMENLER 15:27 - 06 March 2013 Permalink | Cevapla  

    Makine Mühendisliği Taban Puan Analizi 

    Devletin yapmış olduğu sınavlardan ve sınav sisteminden geçeli oldukça uzun zaman oldu, yazılarımı takip edenler arasında üniversite öncesi kardeşlerim de olduğu için benim asla hazırlayamayacağım bir yazıyı Parlakbirgelecek ekibi misafir yazar olarak sizlere hazırladı, bize de düşen bu güzel yazıyı yayınlamak.Umarım faydalı bir yazı olur…

    Makinelerin, sistemlerin ve mekanik süreçlerin tasarımlarının ve prototiplerinin yapıldığı; test edildiği ve problemlerinin saptanıp çözümlendiği bir mühendisliği disiplini olan Makine Mühendisliği, Türkiye’de en fazla tercih edilen bölümlerin arasında yer alıyor.

    Yüksek rekabet oranları, artan kontenjanı ve kontenjan doluluk oranlarıyla dikkat çeken Makine Mühendisliği programlarını tercih etmeyi düşünen adayların, doğru bir tercih listesi hazırlamaları ve kendi performanslarını değerlendirmeleri amacıyla Parlakbirgelecek.com, 2008 ile 2012 yılları arasında, Makine Mühendisliği programlarını kontenjan, kontenjan doluluk oranı ve adaylar arasındaki rekabet gibi çeşitli özelliklerini değerlendirdi.

    2008 yılından 2012 yılına kadar Makine Mühendisliği kontenjanında yüksek bir artış görülüyor. 2008 yılında 7.148 olan toplam kontenjan, 2012 yılında 11.347’ye yükseldi. Bu da yıllık ortalama %12’lik bir büyümeye denk geliyor. 2008 yılında 55 üniversitedeki 106 Makine Mühendisliği programı toplam 190.806 kez tercih edilmişken, 2012 yılında 86 üniversitenin 222 programı 260.000’in üzerinde tercih aldı. Son 5 yıl incelendiğinde bölümü tercih eden öğrenci sayısında yıllık ortalama %8’lik bir büyüme görülüyor. Makine Mühendisliği kontenjan artışı, bölümün tercih edilme artışından daha yüksek olmasına rağmen her bir kontenjan için ortalama 23 aday rekabet ediyor.

    Makine Mühendisliği bölümüne yerleşen öğrenciler, yerleştikleri programa, tercih listelerinde ortalama 10. sırada yer veriyorlar. Son 5 yıllık dönemde her yıl ortalama %96’lık bir doluluk oranına sahip olan bölüme, ilk yerleştirmenin ardından kayıt yaptırmayan öğrenciler toplam kontenjanın ortalama %3’ünü oluşturuyor. Dolayısıyla ek yerleştirmeleri bekleyecek adayların bölüme yerleşme şansları az da olsa bulunuyor.

    Makine Mühendisliği bölümüne kayıt yaptıran öğrencilerin başarı sıralamaları incelendiğinde; son 5 yıl içinde en yüksek başarı sıralamasının 2012 yılında olduğu görülüyor. 2008- 2011 yılları arasında en yüksek başarı sırası ilk 1.500 ile 3.000 arasında değişirken 2012 yılında 792 oldu. En düşük başarı sırası ise 450.000lerdeyken 2012’de 228.000’e kadar yükselmiş durumda. Bölümün başarı sıralarının kontenjana göre dağılımı göz önüne alındığında, ortalama bir Makine Mühendisliği adayının başarı sırasında ilk 100.000’lerde yer alması gerekiyor. Bölümün 2012 yılında en yüksek taban puanı 533.792 olurken, kontenjanı dolmayan programlar sebebiyle en düşük taban puanı oluşmadı.

    Makine Mühendisliği için devlet ve vakıf üniversiteleri karşılaştırmalı olarak incelendiğinde; devlet üniversitelerinde 6.615 olan kontenjanın 2012 yılında 9.885’e yükseldiği görülüyor. Vakıf üniversitelerinde ise 2008 yılında 533 olan kontenjan, 2012 yılında 1.462’ye çıktı. Makine Mühendisliği bölümünün 2008 yılında büyük bir bölümü devlet üniversitelerinde yer alırken, 2012 yılında vakıf üniversitelerinde artan program sayısı ile, bölümün devlet üniversitelerindeki oranı %88’e düştü. Makine Mühendisliği en yüksek taban puanları, devlet üniversitelerinde 522.094, vakıf üniversitelerinde 533.792 oldu. Devlet üniversiteleri programları arasında en düşük taban puan 213.803 iken vakıf Üniversitelerinde bölümün en düşük taban puanları ise kontenjanı dolmayan programlardan dolayı oluşmadı. Makine Mühendisliği okumayı düşünen adayların devlet üniversiteleri için başarı sırasında ortalama 100.000’lerde; vakıf üniversitesi düşünen bir adayın ise 140.000’lerde olması gerekiyor.

    Makine Mühendisliği programlarında vakıf üniversitelerinin burs oranlarına göre taban puanlarında büyük farklılıklar görülüyor. Tam burslu programların taban puanları birçok devlet üniversitesi ile rekabet ediyor. Son 2 yıldır, bölümün en yüksek taban puanlarını vakıf üniversitelerinin tam burslu programları oluşturuyor. Tam burslu programlarda yüksek bir rekabet görülmesine rağmen, %75, %50 ve %25 burslu programlar, tam burslu programlara yerleşemeyen adaylar için çok sayıda alternatif sunuyor.

    2012 yılında, burslu programların taban puan aralıkları değerlendirildiğinde; %100 burslu programların taban puan aralığı 296.024 ile 533.792 arasında değişirken %75 burslu programların taban puan aralığı 275.641 ile 437.725 ve %50 burslu programların taban puan aralığı 202.077 ile 469.339 arasında değişiyor. %25 burslu programların en yüksek taban puanı 421.665 ve burssuz programların en yüksek taban puanı 420.045 oldu; fakat kontenjanı dolmayan programlardan dolayı en düşük taban puanları oluşmadı. Başarı sıralarına baktığımızda tam burs arayan adayların ilk 700 ile 128.000 arasında olmaları gerekiyor. Burssuz Makine Mühendisliği programlarında başarı sıraları ise 41.000 ile 227.000 arasında geniş bir yelpazeyi kapsıyor.

    Makine Mühendisliği programı taban puanları ile ilgili daha detaylı bilgi almak ve tüm programların listesi için Parlakbirgelecek.com’da Makine Mühendisliği Taban Puanları analizi yazımızı okuyabilir; program ve kariyer seçeneklerini tanımak için Makine Mühendisi profilini ve üniversite eğitimi hakkında daha detaylı bilgi edinmek için Makine Mühendisliği ana dalı profilini inceleyebilirsiniz.

     
    • melih 20:34 - 16 Mart 2013 Permalink

      merhaba
      ben makine mühendisliğini 3 sene önce kazanmıştım ve şu anda 3. sınıftayım. ben 20-25 bin arası bir sıralamayla yerleşmiştim bölüme ve bu 3 sene boyunca gördüğüm dersler beni gayet zorladı yani kolay değildi dersler zorlandım yeterince çalışmama rağmen. merak ettiğim nokta şu bu bölüme 100 bin yapan adam rahatlıkla girebiliyor da bu bölümü nasıl okuyabiliyor ? bana göre öss gibi bir sınavda 100 bin yapmış bir öğrencinin makine mühendisliğinde okuması hiç de kolay olmamalı çünkü gerçekten ciddi disiplin ve çalışma gerektiriyor.

  • Emre SEYMENLER 11:14 - 26 November 2012 Permalink | Cevapla  

    Mavi Hap Mı Kırmızı Hap Mı ? 

    Matrix filmini herhalde benim jenerasyonumdan izlemeyen yoktur.İlk filmde meşhur bir sahne vardır, mavi ve kırmızı hapların olduğu, hangisini seçersen neler olabileceği söyleniyordu.Tam da aşağıdaki video gibi.

    Bu yazıyı yazma amacım, durup dururken matrix damarım tutmadı.Mühendislik üzerine bir amacınız varsa bu haplar her zaman önünüze gelecek.Bir tarafta gir bir işe, ne verirlerse onu yap, diğer tarafta formülasyonlar, analizler, kanunlar, kitaplar, programlar, kafa patlatmalar….

    Şimdi size soruyorum mavi hap mı kırmızı hap mı? Mavi hap çok güzel, bir iş bulmanız yeterli, sonrasında üstlerinizle iyi geçinmeniz, safı oynamanız ve emekliliği hayal etmeniz yeterli olacaktır.

    Amaaaa kırmızı hap hiçte öyle kolay değil, iyi bir eğitim almamışsanız, 4 yıllık üniversite eğitimini kitaplarını tekrar gözden geçirmek zorunda kalabilirsiniz.Anlayamadığınız yada sizi tatmin etmeyen bilgilerin peşine düşmek için yabancı kaynakları karış karış taramanız gerekebilir.Bazen tek bir satır bilgi için 400 sayfalık ingilizce bir kitabı karış karış tarayacaksınız.

    Bazen bu kırmızı hap yüzünden ufku dar insanlar size sana mı kaldı bunları yapmak diyebilir, yada gir bir işe bak keyfine diyebilir, ya da fabrikada yada bir işiniz vardır ama mühendislikle yakından alakası yoktur ama herkes size mühendis bey veya mühendis hanım diyebilir.

    İçi boş etiket mi yoksa dolu bir dimağ mı, seçim sizin.

     

     
  • Emre SEYMENLER 06:39 - 15 October 2012 Permalink | Cevapla  

    Mühendislik ve Felsefe 

    Yazının başlığına bakıpta acaba mühendislerin felsefesi olmalı mıdır gibi bir yazı bekliyorsanız yanılıyorsunuz, felsefe kelimesi  burda bir ironi, nedeni de basit.

    Günümüzün şartları mühendislerin işini yapmaktan çok başka olayları düşündürmeye sevk ettiği için artık felsefe yapma safhasına gelmiş bulunmaktayız.

    Ben üniversiteden mezun olurken bile bilinçli değildim, kafamda başka olaylar olduğu için hayat bana güzeldi, ama işlerin içine girdikçe acaba biz ne yapıyoruz demeye başladım.Çünkü mühendislik yapmıyordum, çünkü gördüm ki ara eleman sıkıntımız varmış.

    Mühendis var, işçi var, eee nerde bu dil bilen teknikerler yada alt ve üst arasında diyalog sağlayacak işleri götürecek kalifiye personel.Ben söyliyeyim yok öyle bir personel ve olmadığı için mühendisler asli görevlerinden uzaklaşıyor ve sadece diplomasını kullanır hale geliyor.

    Bir iş buluyorsunuz, çok güzel ama bir bakıyorsunuz elinizde proje sadece okuyorsunuz ve talimat veriyorsunuz, şunu şöyle yap bunu böyle yap, yada tercümanlık.İyi de bunu kafası çalışan bir tekniker dilde biliyorsa çok rahat yapabilir, ben neden burdayım, sen neden burdasın biliyor musun, ucuza kapatıldığın için burdasın, yeni mezunsun az paralara çalıştırılabildiğin için burdasın.Ve etiket değerini kullanmak istedikleri için burdasın.

    Üzgünüm dostlarım, üniversiteden mezun olduktan sonra çok az bir kısmınız mühendislik yapma fırsatı bulacak, geri kalan ki eğer idealist değilseler, işlerin takibi için sisteme dahil olup muhteviyattan uzak etiket mühendisleri olacaklardır.

    Acı ama gerçek, sizler kendinizi geliştirmek için birşey yapmazsanız durum böyle devam eder, memnunsanız hayatınızdan ne mutlu size, yok bir şeyler değiştireceğim diyorsanız, çıkacağınız bu zorlu yolda Allah(cc) muvaffak eylesin.

     
  • Emre SEYMENLER 17:18 - 07 July 2012 Permalink | Cevapla  

    Şantiyecilik 

    Hayatımda şantiyecilik kelimesiyle, hatta şantiyecilerle ilk defa 1,5 sene önce tanışmıştım.O zamanlar tabi aklımın ucundan bile geçmeyen hatta anlatılanları hayal bile edemiyordum, etmekte istemiyordum.Ama işimin gidişatında şantiyecilik beklenmedik bir şekilde karşıma çıktı ve sizlere biraz şantiyecilikte bahsedeceğim.

    Genelde şantiye denilince ilk akla gelen inşaat şantiyesi ama benim bahsedeceğim ise Enerji Santrali kurulum şantiyesi.Şuanda Denizli Kaklık ta kurulumunda sona az kalan 775 MW Kombine Çevrim santrali şantiyesi.İşin ana taşeronu Yunanlılar, türbinler Siemens ve alt taşeronlar da Türkler.Çok uluslu bir proje.

    Birkaç resim ekledim, daha çok resim var da sabrım kalmadı yüklemeye, neyse şantiye ortamı o kadar karışıktır ki, sorunsuz ve acil olmayan iş yoktur, her iş acildir ve sizin iş yapabilmeniz için başkalarının işlerinin engellenmesi gerekebilir.Mesela siz bir yere kaynak yapacaksınızdır ama bir bakarsınız sizden önce birisi o alanda başka bir iş için iskele kurmuştur ve işini bitirmeden iskelesini toplamadan öyle bırakmıştır.Sizde gidersiniz onların iskelesini söktürmeye çalışırsınız, bu sürede bir sürü daha problem çıkar.Tam anlamıyla bir sinir harbi var.

    Şantiyedeler de özellikle sıcak havalarda güneş sizi çok zorlar, susarsınız diliniz damağınız yapışır, ayrıca makine değilde insanlarla iş yaptığınız için sorunla karşılaşmamanız mümkün değildir.Eldivenden ayakkabıya kadar, iş elbisesinden sigara içme yerine kadar onlarca teferruatla uğraşmanız gerekmektedir.Eğer birde sorumlu sizseniz yani şantiye şefi iseniz, Allah Sabır versin demekten başka çare kalmıyor.

    Şantiyecilikin tek güzel tarafı diyelim, iş saatleri dışında kalan vakitlerdi değerlendirmek, çünkü başka başka memleketlerde oluyorsunuz yapayalnızsınız, mekanlar, ortamlar yeni insanlarla takılmak gerçekten zevkli.

    Biraz mola vereyim, aralıksız bir aylık çalışma sonunda 2 gün bursa ya kaçtım onuda nette geçirmek istemiyorum 🙂

    Müsait bir zamanda devam edeceğim…

     
  • Emre SEYMENLER 18:31 - 24 March 2012 Permalink | Cevapla  

    Enerji Sektörü 

    Yazı yazmayalı uzun bir süre olmuş, bunda benim üşengeçliğimin yanı sıra iş hayatımda ki yoğunlukta etkili.Enerji sektöründe çalıştığımdan, sektörü yakından takip ediyorum.Haberlerden tutun da ülkelerin enerji politikalarına kadar.Daha önce makine sektöründeyken, bu alan hakkında pek bir ilgim ve bilgim yoktu.Benim için önemli olan bilgisayarı açtım mı çalışıyor olmasıydı ama işin iç yüzü öyle değil.

    Enerjinin üretim yolları çeşitli, kömür santralleri, gaz türbinleri, fuel oil, nükleer, rüzgar, güneş…. tabi bunlar doğaya etkisiyle sıralamaya kalkarsak sıralama değişecektir ama ülkelerin politikaları söz konusu olunca işler değişir, bazı şeyleri mecburen göz ardı etmek zorundayız.

    1 – 1.5 ay evveli bir doğalgaz krizi oldu, doğalgazlı enerji santralleri yarım yükte yada hiç çalışamadılar çünkü gaz vermediler.Ya santrallere gaz vereceklerdi yada insanlara, tercih insanlardan yana oldu.Bu gaz sıkıntısında başka olaylarda varda konumuz bu değil.

    Enerji olmazsa olmazlardandır ülkeler için, enerjinin faydalarını saymıcam ama şu var, insanlar nükleere karşı çıkıyor, hese karşı çıkıyor, termiğe karşı çıkıyor, rüzgara karşı çıkıyor, eee nasıl elektrik üretcez…

    Şuanda Çin de 28 tane nükleer santral kuruluyor ve 48 tane de proje olarak bekliyor…Siz neden bahsediyorsunuz.

    Sonuca gelirsek enerji sektörü şuanda en önemli sektör zaten işadamlarına bakarsanız herkes enerjiye yatırım yapıyor.Rekabet kızışıyor, elektrik satma işi borsaya tabi olduğundan kimin verimi yüksekse kimin hammaddesi ucuzsa parsayı o götürüyor.

    Son yapılan teşviklerlede görülüyor ki ülkemizde enerji sektörü destekleniyor ki desteklenmeside gerekli.Eğer makine mühendisi olupta sektör derdine düşen meslektaşlarım varsa, enerjiyi öneririm.

    Enerji üzerine konuşacak çok şey var ama parmaklarım artık uzun yazmaya gelemiyor.Bu yazıda bu seferlik böyle olsun…

     
  • Emre SEYMENLER 06:05 - 30 August 2011 Permalink | Cevapla  

    MMO Bursa ve Cehalet 

    Bugün bayram ve normal olarak herkesten bayram mesajı geliyor ama bu kadar saçması bilerek yapılma dışında olması mümkün değildir.Gelen mesaj aynen şu

    ”30 Ağustos Zafer Bayramınızı ve Şeker Bayramınızı kutlar, sağlık, mutluluk ve esenlikler dileriz.MMO Bursa Şube Yönetim Kurulu”

    İlk başta normal gibi ama koyu yazdım kelimeye bakarsanız, şeker bayramı yazıyor, bizim şeker bayramı diye ne bir dini bayram nede milli bayramımız var, siz hangi çağda ya da coğrafyada yaşıyorsunuz, çocuk mu kandırıyorsunuz, bilinçli olarak yapıyorsunuz.Siyasetinizi oda dışında yapınız.

     
    • Yunus Emre 10:18 - 30 Ağustos 2011 Permalink

      Aynen öyle hocam. Ellerine sağlık

    • Emre SEYMENLER 09:55 - 30 Ağustos 2011 Permalink

      Beş Maymun Hikayesi,

      Kafese beş maymun koyarlar. Ortaya da bir merdiven konur ve
      tepesine de iple bir kangal muz asılır. Her bir maymun merdivenleri
      çıkarak muzlara ulaşmak istediğinde dışarıdan üzerine soğuk su sıkılır.
      Her bir maymun aynı denemeyi yapar, buz gibi soğuk suyla ıslatılır.
      Bütün maymunlar bu denemeler sonunda sırılsıklam ıslanırlar. Bir süre
      sonra muzlara doğru hareketleneni diğer maymunlar engellemeye başlar.

      Su kapatılıp maymunlardan biri dışarı alınır, yerine yeni
      bir maymun konulur. İlk yaptığı iş, koşup muzlara ulaşmak için
      merdivene tırmanmak olur. Fakat diğer dört maymun buna izin vermez ve
      yeni maymunu bir . de döverler.
      Daha sonra ıslanmış maymunlardan biri daha yeni bir
      maymunla değiştirilir. Ve o da merdivene ilk yaptığı atakta dayak yer.
      Bu maymunu en şiddetli ve istekli döven de biraz önce diğerleri
      tarafından engellenen ve ilk dayağı yiyen birinci yeni maymundur.
      Islak maymunlardan üçüncüsü de değiştirilir. Bu da . ilk
      atağında diğerleri tarafından cezalandırılır. Diğer dört maymundan yeni
      gelen ikisinin en yeni gelen maymunu niye dövdükleri konusunda hiç bir
      fikirleri yoktur ama en iştahlı dövenler de onlardır.
      Sonra en baştaki ıslanan maymunların dördüncü ve beşincisi
      de yenileriyle değiştirilir.
      Ama tepelerinde o bir kangal muz hala asılı olduğu halde
      artık hiç biri merdivene yaklaşmamaktadır.
      Neden mi?
      Çünkü burada işler böyle gelmiş ve böyle gitmektedir…

    • Yunus Emre 09:48 - 30 Ağustos 2011 Permalink

      Merhaba Emre Bey. Ben de makine mühendis adayıyım. Hem meslektaş, hem de adaşız :). Neyse, konuya döneyim, hakikaten bu tespitinizi açıklamanızı kutluyorum. Öyle insanlar var ki, gördüğü bir yanlış karşısında niyeyse ses çıkarmıyor ve adeta “Bana dokunmayan yılan bin yaşasın” diyor. Bunu dile getirmenize sevindim. Odaya da bir çift lafım var; “Kardeşim, beğenmesen de istemesen de sen resmi bir kuruluşsun ve amacın siyaset değil. Hem, işinize gelince farklı dinlerin, farklı düşüncelerin bu ülkede özgürce konuşulmasının gerektiğini savunuyorsunuz da, iş İslam’a, müslümanlığa gelince niye ters tepiyorsunuz? Düşüncelerin, ideolojilerin, dinlerin özgürlüğünü savunan “özgürlükçü” kişiliğinize ne oldu?… Bunlar, boş laflar… Sizin kutlamanıza, verdiğiniz değere İslamiyetin, müslümanlığın hiç bir geeksinimi yok. Fakat bir iş yapacaksanız, hakkını vererek yapın ki insanlar(sizin görüşünüzde olanlar değil, bütün insanlar), sizin yaptığınız işten memnun kalsınlar…” Saygılarımla Emre bey.. Hayatınızda nice başarılara imza atmanız dileğiyle. Artık ben de sitenizin aktif bir izleyicisi olacağım. Ramazan Bayramınız Mübarek olsun.

  • Emre SEYMENLER 18:37 - 13 August 2011 Permalink | Cevapla  

    Ve Yüksek Lisans Başlar… 

    Okulu bitirdim diplomamı aldım, dedim tamam bu bana yeter ama yetmiyor muş, birşeyler öğrendikçe daha fazla öğrenmek istedim ve bir noktada kısıtlandım.Gerekli olan şeyse profesyonel ellerden bilgi almaktı ve buda yüksek lisanstan geçiyordu.

    Yüksek yapmaya karar verdim ama hiçte bilgim yoktu, ki kazandım hala bilgim yok 🙂 tek bildiğim şey ales e girmek olduğuydu.Neyse araştırdım ales varmış, yılda 2 defa bir sonbahar bir ilkbahar, girdim sınava ki bu 24 nisan zamanlarına tekamül eder, sonra baktım yüksek lisans için ingizlice puanıda istiyorlar, tabi her üniversite değil ama benim girmek istediğim üniversite istedi.

    Dedim ne yapacağız üds, kpds, toefl falan yazıyordu ama bir baktım üds kaçmış çoktan, dedim kpds ye gireyim, hatta bazı üniversitelerde ki benim üniversitemde var, kendi yaptığı eş değerde bir ingilizce sınavı daha var, ona da girebilirsiniz.Nitekim girdim üniversitenin kendi yaptığı sınavada, artık son nokta, mülakat.

    Kafamda şu vardı, günlük iş ortamındaki becerilerimin mülakatı kolaylaştıracağını düşünürdüm ama öyle değilmiş, neyse mülakatada girdik.Sonuçlar açıklandı ve artık yüksek lisans kapısından girmiş oldum.Bu sene konstrüksiyon ve imalat alanında yüksek yapıcak 7 kişiden biri oldum.

    Şimdi sizlere yüksek lisans taktikleri vereceğim ki bu bizzat kendi edindiğim tecrübedir ve kafanızda olayı net olarak açıklayacaktır.

    Yüksek lisans = Diploma Not  +  Ales Puanı  +  Dil Puanı +  Mülakat 

    Yukardaki formülde hepsinin bir yüzdesi var, ben girerken ales % 50, diploma % 20, dil ve mülakat % 15 lik bir etkiye sahipti.Yani yüksek lisans için olmazsa olmazımız ales sınavıdır arkadaşlar.Alese asılın 90 alırsınız, rakibiniz 80 almıştır ve siz rakibinize kafadan 5 puan farkla başlarsınız ki aşağıda bir liste vereceğim ordaki listeye göre o 5 puanın nasıl bir fark yarattığını gözlerinizle göreceksiniz.

    Alese çılgınlar gibi çalısın dedikten sonra, diploma notunuz artık ne geldiyse, eğer siz daha yolun başınızdaysanız derslerinizi çok sıkı tutun derim, yine fark yaratacak etkiye sahip faktörlerden biridir.

    Sıra geldi dil sınavlarına, ben üds ye girmedim ama girenlerin dediği üds kpds ye göre daha kolaymış, artık o size kalmış ama kendi tecrübeme göre üniversitenin yapmış olduğu dil sınavı üds ve kpds ye göre daha kolaydı, en azından cloze test soruları yoktu.Cloze test ne derseniz sınavları karıştırın bulursunuz.Yüksek lisans için baraj vardı 50 almak gibi, kpds den 50 alırsın dersin tamam kriterleri tutturdum ama öle değil, diğer sınavlarada girin çünkü en yüksek puanla girerseniz, kazanma şansınız o kadar artacak.

    Ve zurnanın zırt dediği yer, mülakat.Mülakat nasıl derseniz, sizi bir odaya alıyorlar, yapmak istediğiniz dalın hocaları karşınızda, size diyorlar kendinizi tanıtın, kafanızda bir sunuş planı varsa bile  o anki psikoloji ile planınıza uyamayabilirsiniz, telaş yapmayın, size sorular soruyorlar tanıma amaçlı çalışıyormusun gibisinden, çalışıyorsanız size işle alakalı sorular sorabilirler ki sordular bana, sonra okuldan soruyorlar, herkese sormadılar, ama bana sordular, artık size sorarlar mı bilmem ama, mezun olurken kafanızdaki bilgilerin hepsini sıfırlamayın, ilerde lazım oluyor ve mülakat notunuzun düşük gelmesini sağlıyabiliyor.Mülakat teknikleri diye birşey veremeyeceğim çünkü durum o anda şekilleniyor, sabit bir şey yok, ha ne var, takım elbise giyebilirsiniz yada ciddi bişeyler giyebilirsiniz, bayan öğrenciler de yine aynı şekil ciddi giyinirlerse daha hoş olur.Eğer o okulun öğrencisi iseniz şansınız daha yüksek hocaları tanıyorsunuz, benim gibi sıfır bilginiz varsa biraz daha zor olabiliyor, hangi hoca neye tepki verir, yada ne hoşuna gider bilmediğinizden, ringde gözleriniz bağlı dövüşüyorsunuz.

    Sonuca gelirsek, mülakat notu tamamen belirleyici değil ama diğer sınavlarını yüksek olursa, yükseği kazanmanız içten bile değil.

    Benim deneyimlerim böyleydi.Darısı sizlerin başına 🙂

     
c
Compose new post
j
Next post/Next comment
k
Previous post/Previous comment
r
Cevapla
e
Düzenle
o
Show/Hide comments
t
Go to top
l
Go to login
h
Show/Hide help
shift + esc
İptal