Bir Bıldırcın Nelere Kadir

İnsanların zevkleri değişir mi yoksa zevklerinin ne olduğunu büyüğünce mi anlıyor çok ta kafa yorulacak bir soru değil, en azından benim için… düne kadar ilgimi çekmeyen durumlar konular şuan ise saatlerce sıkılmadan peşinden gidebileceğim, izlerken dinlerken zevkten dört köşe olduğum konular halini aldı.

Mesela, tarım, doğa, hayvancılık ve de sürdürülebilirlik…Çok fazla televizyon izleyen biri değilim, hoşuma giden bir programa denk gelirsem de tv yi ne kadar özlediğimi anlıyorum, ama aslında özlediğim tv değil, tv de ki güzel programları izlerken aldığım keyif, yine böyle anlardan biri bu yazıyı yazmadan az önce meydana geldi. Cnntürk ekranlarında “Cem Seymen”‘in hazırladığı “Başka Bir Dünya Mümkün” programında balıkçılık üzerine sürdürülebilirlik kavramı ve Fransa’da ki güzel bir kooperatiften bahsetti. Bu konu iki yönlü ilgimi çekti, ilki bir kaç haftadır balığa gidiyor olmam ve diğeri ise az da olsa benim de ülkenin hayvancılığına katkı olarak üretim gerçekleştirmemdir.

Fransa’da ki o kasaba da yer alan balıkçılık müzesinde bir balığın nasıl fiyatlandırıldığı, hangi aylarda hangi balığın avlandığı gibi harika ötesi görseller mevcut. Gelelim yazımızın başlığına bir bıldırcın bakalım nelere kadir gelecek…

Biraz vakit bulabilirsem güzel bir kısa ama öz kitapçık daha yazacağım ve bu sefer konu bıldırcın yetiştiriciliği olacak ve kişisel deneyimlerim ve analizlerimi içerecek. Ama bu yazıda biraz değineceğim, nasıl mı, aynen şöyle…

Şimdi devletimiz dışarıdan et ithalatı yaparak et fiyatlarını ucuzlattı, insanlar biraz daha fazla et yiyebilecek, benim bıldırcın üretimi olaylarım da bu tarz bir yaklaşımla başlamıştı, üretmek, çok olsun ki insanlar ucuz ucuz yesin, ülkemize değer katalım gibilerinden ama gelin görün ki, maceram 4 ay gibi bir sürede gerçeği çok çabuk gösterdi ve beni ülke ekonomisi, çiftçilerin bulundukları durum, bu durumlardan nasıl kurtuluruza kadar bir çok konuda görüşümü genişletti.

Cem Seymen’in bu hafta yayınlanan programında, üretici kar edemezse üretimi durdurur ki gibi bir söz sarfetti, belki de daha güzel söylemiştir lakin aklımda o tarz kalmış, şimdi bu sözün açılımını yapayım, bir bıldırcın üzerinden.

Ufak bir veri analizi yaptım,

Deney gurubum olan 4 adet yetişkin bıldırcın ki bunun ikisi dişi ikisi erkek, veriler aynen şöyle;

  • 4 Adet Yetişkin Bıldırcın 1 Ayda tam 4 kilo yumurta yemi tüketiyor.
  • 1 kilo yumurta yemi 2,5 lira, perakende fiyatı
  • 1 dişi bıldırcın havalar güzel ise sıcak ise ( kış ayları istisna ) her gün 1 adet yumurta veriyor.
  • 12 adet yumurta viyol denilen plastik şeffaf kutuda ve üzerinde üretim sertifikası firma bilgileri olacak şekilde etiketli bir halde toptancıya satış fiyatımız 1,7 lira.
  • 1 viyol tanesi internet üzerinde 25 kuruş ( toptan alımlarda daha da ucuzlayacak farkındayım )etikette 25 kuruş diyelim ( etiketi araştırmadım varsayıyorum ).

Bu bilgiler ışığında bakalım katil kim çıkacak ???

Şimdi hemen dört işlem yapalım, 1 bıldırcın ayda 2,5 lira yem tüketiyor, bu bıldırcının 12 yumurtası 1,7 liraydı, bu 1,7 liradan 25 kuruş viyol ve 25 kuruş etiketi çıkartırsak kalır, 1,2 lira onu da ona bölersek bir yumurtanın satış fiyatı 10 kuruş olur, bu bıldırcın ayda 30 yumurta verirse, aylık getirisi 3 lira.

Şimdi gelelim para kazanmanın altın formülüne;

Para = Satış Fiyatı – Maliyet

Para = 3 – 2,5

Para = 0,5 Türk Lirası ( Bir bıldırcının adet başına getirisi, buna işçilik kira, vergi, fatura o bu su dahil değil. )

Bir adet bazlı üretimden bunu kazandık, diyelim 100 bıldırcın olsa günde 100 yumurta satış fiyatı 300 lira maliyet 250 lira kazanç 50 lira oooo deli para…

Peki bende şuan kaç adet bıldırcın var, bu hafta doğanlar ile birlikte 75 adet ve iki haftalık daha kuluçkada yumurtalarım ve velhasıl toplam da 100 adetlik kapasiteye ulaşmış oluyorum.

Özetlersem, her gün ve ya en fazla iki günde bir giderek, yemini suyunu, yumurtasını topladığım sistem bana ayda 50 lira para kazandıracak, ki buna depomun kirası, elektrik ücreti su falan dahil değil.

Azıcık hesap bilen biri bu işin yürümeyeceğini bilir ve bu işi sonlandırır. Peki ben ne yaptım, herşeye rağmen üretime devam diye bir yazı yazdım ve üstüne bir de daha kolaylık olsun diye kafes sistemi siparişi verdim, lakin bazı sıkıntılar yaşadım ve geçen cumartesi bu işi bırakma kararı aldım. Aslında bırakma değil de sadece üretime ara verdim, mevcut sayıyı koruyup havaların ısınmasıyla tekrardan devam edeceğim tabi o zamana kadar şartlar ve mekanlar değişmez ise !!!

Toparlıyorum, benden 1,7 liraya alınan yumurtalar piyasa da kaç para dersiniz, iki tane market zincirinde ki fiyatı söyliyeyim, biri 12 yumurtayı 4 liraya satıyor diğeri 2,5 lira. Kalitelerini kıyaslayamayacağım çünkü iki üründen birini gördüm diğerinin etiket fiyatını gördüm, kalite hakkında bilgim yok.

Bir de bu aralarda tv lerde ağaçlarını kökünden kesen çiftçilerin haberleri dolaşıyor, para kazanamadıkları gerekçesiyle ağacı kökünden kesiyorlar. O çiftçilerin durumlarını anlar oldum. O insanların nasıl bir psikoloji de olduğunu eğer bir de tüm hayatlarını o işten kazandıkları ile idame ettiriyorlarsa nasıl bir halde olduklarını hayal bile edemezsiniz.

Peki bu olayın çözümü nedir, bence bir çözümü var ama o bu yazının konusu değil.

Peki bu kadar konuştun ne oldu, ne anlatmak istedin bize,

1- Cem Seymen’in dediği gibi amacı olmayan programları yapmayın ve izlemeyin

2- Doğaya sahip çıkalım sürdürülebilirlik kavramının içini dolduralım

3- Az çok demeden üretelim, üreticiye hakkını verelim

4- Çok okuyalım, sorgulayıcı olalım, kafa yoralım

5- Çokça insana anlatalım, onlar da bilgi sahibi olsun

6- Bir kişi neyi değiştirebilir ki demeyelim

7- Sevgiyle kalın…