Emre SEYMENLER tarafından yazılanlar Yorumları Göster/Gizle | Klavye Kısayolları

  • Emre SEYMENLER 15:16 - 30 September 2017 Permalink | Cevapla
    Etiketler: sınav sistemi   

    Mühendislik Fakülteleri Sınav Sistemi 

    Mezuniyetin üzerinden epey geçti, sıralı girilen sınavlarda neler yaşadığımı kısmen unuttum, lakin zaman zaman yine sınavlara girmek zorunda kalıyorum. Tabi isteksiz girilen sınavların kimisinden kalıyorum, her kaldığım sınav sonrası canımı sıkan bir mevzu var, sınav ve sınav kontrol mevzusu.

    Sınav sözcüğü bilgi derecesini anlamak için yapılan test, imtihan anlamına geliyor. Mesela bir sertifika almak isterseniz sizi eğitime sokuyorlar sonra da sınav yaparak bilginizi ve yeterliliğinizi ölçüyorlar. Yüksek lisans eğitiminde bazı derslerin sınavlarında notlar açık halde sınava giriyorduk. Ezber yapmayacağımız için seviniyordum, gerçi onda da ders ne anlatıyor bilmediğim için, önüme kainatın formülünü de versen nerede kullanacağımı bilmediğim için bir anlamı olmuyordu.

    Herşeyi geçmek istemiyorum ama en azından kısmi duruma indirgeyeyim, MMO dan bir sertifika için eğitime girdim, ilk sınav hakkımda kaldım, iş saatlerin de ki uyumsuzluklar dolayısıyla püf noktaları kaçırmış olduğumu sınav sonrası öğrendim, neyse dedim ikinci sınava girdim, oda ne, ilk sınav da hakikaten bir çok şeyi bilmeden yaptığımı öğrendim ki, iki sınav arası 3 ay ve elimde ki notlar ne ise onlarla çalıştım, ama sonuç yine hüsran. Bu sefer canım sıkıldı, eğitim notlarının yada elim de ki notların yetersiz olduğunu anladım, bu ilk tespit, daha sonra sınavı okuyan kişiyi merak ettim, sınavları okurken kafasında ki amaç nedir, benden birebir tam bir cevap mı bulmamı istiyor, neden geçmeme olanak tanımıyor ki, bu sertifika sadece başlangıç, eğer ben kötüysem zaten piyasa da iş yapamam, hatalarım var sa zaten projenin kontrolünde ortaya çıkar ve geri döner. Sektörden birilerine danışayım dedim bir konuda onlar da ya biz öyle yapmıyoruz, biz de program var yada şöyle alıyoruz gibisinden lafları duydum, eee tamam da sizin amacınız nedir, gerçekten bilmek istiyorum. Önümüzü açın çıkalım piyasaya işi öğrenelim.

    Sınavımı okuyan yada değerlendiren kişiye ulaşmak istedim ama olmadı, hatalı düşünüyor olabilirim yada doğru düşünüyor da olabilirim, ben yada onlar bu iki seçenekten birinde, neden birbirimizin soru işaretlerini gider miyoruz ???

    Gayrete değer verelim, biz boş kağıt verip te neden bizi geçirmiyorsunuz demiyoruz, gayretimiz ortada iken neden bizim hevesimizi kırıyorsunuz.

    Asıl sorun burada…

     
  • Emre SEYMENLER 21:15 - 06 September 2017 Permalink | Cevapla
    Etiketler: Atatürk Paradoksu   

    Atatürk Paradoksu 

    Bu yazıyı yazmama sebep olan Ümmiye Koçak ile ilgili bir haberin başlığında bugün nefes alıyorsam Atatürk sayesindedir yazmasıdır. Güzelim Atatürk’ü kullanmayan kalmadı, ne zaman biri prim yapmak istese, paylaşımını attırmak istese hemen bir Atatürk paylaşımı yada Atatürk ile alakalı bir şey, hop işlem tamamdır, hemen alkış kıyamet…

    Bir zamanlar halkı Din, Allah, Peygamber diye kimler kandırdıysa bu tarz paylaşımlar da aynı değerde.Belirli tribünlere oynamak istiyorsan kurallar basit, umarım her iki tarafta ki bu bağnaz düşünceler son bulur da, Atatürk’ün de dediği gibi, Bırakın beni övmeyi, memleket için ne yapacaksınız onu söyleyin sözünün hakkı verilse.

    Gelelim paradoksa, paradoksun bir sürü tabiri tanımı mevcut, kısaca anlamanız için bir örnek vereyim, “ben her zaman yalan söylerim” bu koyu ve tırnak içerisinde yazdığım bir paradoks, açıklarsak, her zaman yalan söylerim diyor, eğer bu söylediği doğru ise demek ki her zaman yalan söylememiş oluyor, basitçe böyle, peki gelelim yazımızın başlığı olan Atatürk Paradoksu‘na, biz Atatürk ile prim yapanları eleştiriyoruz, ama eleştirirken biz de Atatürk’ü kullanıyoruz, kısacası kısır döngü ve paradoks.

    Aslında mesele şu, biz geçen onca yıla rağmen büyük bir lider çıkartamadık ki sürekli Atatürk’ü kullanıyoruz, tarihimiz de ne kudretli başarılı padişahlar geldi geçti, Ertuğrulgaziler, Fatih Sultan Mehmedler, Yavuz Sultan Selimler, Abdülhamidler, Alparslanlar… bu saydıklarımın hepsi, görevlerini icra ettiler ve devirleri kapandı, saygımız sonsuz hepsine, Atamız da öyle, oda geldi vazifesini yaptı ve ahirete intikal etti, bizim artık yeni bir lidere ihtiyacımız var, ancak bu tartışmalar böyle son bulur.

    Hedef büyük olursa tutturma şansımız daha fazla olur, hakkımızda hayırlısı olur inşaallah…

    Bu arada Ümmiye Koçak için herhangi bir eleştirim yok, az biraz yaptığı işleri biliyorum, eleştirecek bir konumda değilim, kendisine buradan herhangi bir gönderme yapmıyorum. Şahıslarla bir işim yoktur, olmayacakta…

     
  • Emre SEYMENLER 13:10 - 01 September 2017 Permalink | Cevapla
    Etiketler: dul, tdk, yeni sözcük   

    Tanımsız Dul Kelimesi 

    Bu zamana kadar nasıl bir kelime türetilmemiş yada insanlar hiç mi benim gibi düşünmedi, merak etmiyor değilim. Ne zaman birinin medeni durumunun dul olduğunu öğrensem, aklıma ilk şu soru geliyor, acaba eşinden boşandı mı, yoksa eşi vefat mı etti…

    Bu yazıyı yazmadan önce Türk Dil Kurumunun sitesinden sorgulama yaptım ve aynen şu şekil;

    Eşi ölmüş veya eşinden boşanmış kadın veya erkek, bu iki durum birbirinden farklı şeyler ki, nasıl oluyor da bu ikisini bir tutup tek kelimeye indiriyoruz, neden dilimize bir kelime daha üretmiyoruz ???

    Bu konuda ki görüşümü TDK’ya bildirmek istedim, TDK’nın da Türkçe Tartışma Topluluğu varmış, ama ne yazık ki sayfa açılmadı.

    İşin özü dul kelimesi eşi ölmüş insan için kullanılmalı, yada iki durumdan birine indirilmeli, nasıl ki öksüz ve yetim farklı iki anlama gelip kafa karışıklığı oluşturmuyorsa bu durumun da acilen çözülmesi gerekiyor, dilimize güzel bir sözcük kazandırmak hoş olurdu.

    Umarım bu hayalim gerçek olur…

     
  • Emre SEYMENLER 06:55 - 27 August 2017 Permalink | Cevapla
    Etiketler: alabalık tesisi, cerrah mahallesi, inegöl alabalık tesisi, inegöl cerrah   

    İnegöl Cerrah Mahallesi Kalkınması Üzerine 

    Cerrah Mahallesi, yada halk tabiriyle Cerrah Köyü, İnegöl’ de bulunan oldukça güzel bir mahalle, tarım alanları, deresi, hesleri, piknik alanları ile İnegöl’lüler için hem yakın hem de soluk alınabilecek bir yer. Cerrah’ın kalkınması için ufak bir önerim olacak, bu yeni bir fikir değil, sadece başka bir köy de gördüğüm bir tesisin aynı şekilde Cerrah’a uyarlanması.

    Yukarı da ki videoyu ben çektim, İznik’te Dereköy de bulunan bir hidroelektrik santralinden çıkan suyla oluşturulmuş bir alabalık çiftliği. İşte benim önerim de bu, Cerrah’ta zaten dere var ve bu şekil bir tesis oluşturulduğunda Cerrah için ekstradan bir de sırf alabalık yemek için gelinecek ve bölge halkı için yeni istihdam ve ülkemiz ekonomisi içinde bir canlılık söz konusu olacak.

    Bu fikrimi umarım biri dikkate alır da, hem üretken bir toplum hem de Cerrah’ta alabalık keyfi yapan güzel insanlardan oluruz.

    Saygılarımla…

     
  • Emre SEYMENLER 19:57 - 08 October 2016 Permalink | Cevapla
    Etiketler: makine mühendisi kitap, mühendis el kitabı, mühendis işe başlangıç kılavuzu, yeni mühendisin el kitabı   

    Yeni Mühendisin El Kitabı 

    Epeydir aklımda olan ama bir türlü tamamlayamadığım kitapçık projemi nihayet tamamladım ve artık sizlere sunma vakti geldi. Kitapçık, iş hayatına yeni başlayan yada başlayacak olan meslektaşlarıma, iş hayatında karşılaşacakları durumlar hakkında önceden bilgi sahibi olmaları için hazırlanmıştır. 50’den fazla alt başlıkta iş hayatına hızlıca bir giriş yapmanızı sağlamak amacıyla hazırladığım bu kitapçık, sudan çıkmış balık etkisini bir nebze olsun hafifletecektir.

    Kitapçık, bir makine mühendisinin gözünden yazıldı, lakin iş hayatının genelini kapsayacak tarzda olduğundan tüm mühendislik ve iş hayatı için geçerlidir.

    Sizlerden istirhamım, kitapçıkta rastlayacağınız, yazım, mantık yahut her türlü öneri ve şikayetlerinizi lütfen iletmeniz.

    Bizim tek bir derdimiz vardı, boynuzların kulağı geçmesi, bu niyetimizde bize yardımcı olacak herkese şimdiden şükranlarımı sunarım.

    Emre Seymenler

    Mak. Müh.

    Download

    yeni-muhendisin-el-kitabi

    İçindekiler

    1. Mezuniyet
      • Askerlik
      • İş Bulma
        • Referans
        • İnsan Kaynakları
        • Kariyer Siteleri
        • İşkur
        • Gazete
        • Linkedin
        • Siyasi Parti
      • İstek – Arzular
      • Gelecekte Olmak İstediğin Yer
        • Kendini Tanıyor Musun
        • Rol Modelin Var Mı?
        • İdealin, Hedefin Nedir ? ( Para, Saygınlık )

     

    1. İş Başlangıcı
      • İlkgün
        • Giyim Kuşam
        • Bakışlar
      • Üstlere Hitap
        • Abi – Abla vs Beyfendi – Hanımefendi
      • Astlara Hitap
        • Ustalar ve Elemanlar
      • Master
      • Sorunlar ve Çözüm Yolları
        • Sendende Ondanda Giderek Çözme
      • Bilgi Toplama ( Spy Game )
      • Mobbing
      • Kendini Satma Pazarlama
      • Dürüstlük – Erdem – Ahlak
      • Kurumsal Şirket – Laçka Şirket
      • Kötü Patron İyi Patron
      • Kötü Müdür İyi Müdür
      • Bilginin Saklanması ( Yer Kaybetme Korkusu )
      • Sürekli Gelişim
      • İş Kaybetme Korkusu
      • Farklı Yönlerini Açık Etme Gizleme
      • Bilgiye Ulaşım
      • Diğer Yeteneklerini Şirkette Kullanma Kullanmama
      • Çevre Edinme
      • Moral Motivasyon
      • Aile Etkisi Katkısı
      • Zihin Geliştirme
      • Sivil Toplum Dernekler Bağlantılar
      • Stres Yönetimi
      • Arabuluculuk
      • Taviz Verme
      • Tavizi Geri Alma
      • Kötü Başlangıç
      • Kötü Başlangıcı İyiye Çevirme
      • Kariyer İş Yerinde
      • Zam Sosyal Haklar İsteme
      • Güç Elde Etme
      • Sertifika Seminer Eğitim
      • İş Yerindekilerin Karakter Analizi
      • Zayıf Noktalar
      • Kitapçık Okuma
      • Doğru Zamanda Konuşma
      • Yaş Farkı
      • Düşman Edinme
      • Dost Edinme
      • İsim Yapma ( Seni Nasıl Bilsinler, dürüst yalancı )
      • İlk An ( Tepkiler, Tersleme )
      • Çoklu Patron ( Kaç Tane Kocan Var )
      • Kontrollerle İlişkiler
      • Doğru Yapılmayan İşin Sonuçları
      • Kasaba Minnnet Etme Kes Ye
      • B Planı C Planı
      • Kaybedecek Birşeyin Olmaması ( Elini Açık Etme )
      • Zayıf Noktalarını Belli Etme
      • Ünvanını Koru
     
  • Emre SEYMENLER 17:56 - 17 September 2016 Permalink | Cevapla  

    Koşarken Bilmemiz Gerekenler 

    Okumak ve bilgilenmek müthiş bir şey ve bu öğrendikleriniz sayesinde belki bir çok sakatlıktan kurtulma şansınız olabilir. Bende koşuya yeni başladığım ve bu okuma konusunda pek bir iştahlıyım. Reklamları geçersem şimdi size konu başlıkları listeleyeceğim, değerli gördüğüm, önemli gördüğüm başlıklar hakkında bilgi vermek yerine link vermeyi tercih edeceğim. Sizlerin de katkısı olursa güzel bir liste olur. Haydi o zaman başlayalım.

    1. İliotibial Bant Sürtünme Sendromu ( 17.09.16 ) Kısaca koşucularda diz ağrısı olarak özetlenebilirmiş, okumak gerek, incelemek gerek işte link, tıklayınız.
     
  • Emre SEYMENLER 10:38 - 17 September 2016 Permalink | Cevapla
    Etiketler: antrenman günlüğü, koşu, koşu günlüğü   

    Koşu Günlüğüm 

    Not: Bu sayfada yazılanlar birebir yaşanmış olup gerçek deneyimlerdir, isteğim şudur ki, nasıl ki bilim dünyasında yarım kalmış çalışmalar birileri tarafından tamamlanıyorsa, benim de burada elde ettiğim her neyse birilerinin işine yarayıp onu geliştirmesidir. Yerli kaynak sıkıntısının çokça olduğu güzel ülkemizde ister sosyal deney deyin ister deli saçması, isterse gelecek için dikilmiş bir fidan. Bir kişinin dahi işine yararsa ne mutlu bana…

    #17 Eylül 2016

    Her zaman bir arayış peşinde oldum, çoğu zaman bilinçsizceydi, ne zaman kendimin farkına varmaya başladım bu arayışlarım da sürekli yetmemeye başladı. Bu sefer ki serüvenim sağlığım. Aslında bir zincirin devam halkası şeklindeydi, bir ara zihin güçlendirme, dinç kalkma, doğru beslenme gibi arayışlarım vardı, farkettim ki spor bu üç arayışında temelinde yatıyor. Spor’a başladığında kaybedilen kaloriler için bir şekilde beslenmeye başlıyorsun, yaptığın çalışmaların sonuç vermesi için doğru beslenmeye yöneliyorsun, böylelikle vücudun hem gerekli besinleri alıyor hem de spor sayesinde atmış olduğu toksinler ile rahatlıyor, vücut enerjisini doğru yerlerde harcayarak seni daha başarılı kılıyordu. İşte bir taşla bir kuş sürüsü vurmanın yolu da spor.

    Benim sevdiğim spor ise tekvando, lakin eski kondisyonlu günlerimden eser kalmadığı için tekrar forma girmem gerekiyordu ve bir sağlık kitabında okuduğum kadarıyla mucize spor “Koşmak” ve koşmanın faydaları üzerine bir kaç sayfaydı.

    Yapabilir miydim bilmiyordum, koşmak bu yani efor harcamak, zaman vermek, ve de eski tecrübelerimden edinmiş olduğum hamlık sonrası kas ağrıları, biraz gözümü korkutuyordu. Ama koşmanın niyetine girdim ve önce koşu için alışveriş yapmaya karar verdim. Giyim konusunda çok sıkıntı çekiyorum, kıyafetin üzerinde herhangi bir marka görmek istemiyorum, kaliteli, lakin markasız ürün bulmak çok ama çok zor benim için, koşu için bir ayakkabı almalıydım, bilinen markaların mağazalarına gittim, baktım baktım baktım ama hiç biri içime sinmiyordu, nihayet bir tane içime sinen buldum, ve diğer kıyafetleri de tamamladım, artık hazırdım.

    Ve o gün, 30 Temmuz 2016 Cumartesi, alışverişten geldim ve çok az bir dinlenme sonrası koşuya çıktım. Evimin yakınında güzel bir park var lakin, ben yolda koşmayı tercih ettim ve koşuya başladım. Sigara içen birisi değilim, lakin koşuya başladım ama belki 200 – 300 metre sonrası tıkanmalar meydana gelmeye başladı, hafif nefes yetmezliği, yorulmalar, kasılmalar, ve malum sonuç yürümeye dönme oldu, ilk koşumda toplam 6 km mesafeyi yürüme belki %70 – 80 oranında olmak üzere tam 57 dakika 22 saniyede tamamladım. (Devamı …)

     
  • Emre SEYMENLER 11:21 - 13 September 2016 Permalink | Cevapla
    Etiketler: hasan ali yücel klasikleri, insan neyle yaşar kitap incelemesi, Tolstoy, tolstoy eserleri, tolstoy hikaye kitabı   

    İnsan Neyle Yaşar Kitap İncelemesi 

    İnsan Neyle Yaşar ? L. N. Tolstoy

    İnsan Neyle Yaşar ? L. N. Tolstoy

    Önyargı kadar kötü bir şey yok sanırım, hiç bir fikrinizin olmadığı bir konuda insanların peşin hükümlü olması, sanırım gerçekten insanoğlu için bir imtihan. Bu imtihandan zaman zaman bende kalıyorum lakin bu sefer bu dersten geçtim. Dün bitirdiğim bir kitabı buradan sizlere incelemesini yapmıştım, bugün ise başka bir kitabı daha bitirdim ve sıcağı sıcağına sizlerle paylaşmak istiyorum.

    Önyargıdan bahsettim, evet benim de önyargım romanlara, hikayelere… Sanki onlar hiç bir zaman işime yaramayacaklarmış gibi hissediyorum, ama bu kitap bambaşka, L.N. Tolstoy’un yazmış olduğu “İnsan Neyle Yaşar” bir çok açıdan beni mutlu etti. Fayda ilişkisi açısından bakarsam, en önemli katkı bilmediğim 10 küsur civarında yeni kelime öğrenmiş olmam oldu. Diğer bir açıdan baktığımda ise kitabımız bir hikaye kitabı ve hikayelerde anlatılanlar neredeyse birebir bizim ülkemizde de olabilecek hatta olmuş olaylardır, buradan şunu anlıyorum ki, insan doğası nereye giderse gitsin içinde sevgi yoksa beş para etmez bir varlık. Zaten Tolstoy da hikayelerinde İnsan Neyle Yaşar sorusuna cevabı “Sevgi” olarak vermekte.

    Kitabın etkisinde kalmış olsak gerek her zaman yaptığımız kitabı fiziksel olarak incelemeyi biraz unutmuşuz, şimdi kitabımız biraz ince bir kitap, kitabımız tam 101 sayfa lakin son sayfaları Hasan Ali Yücel Klasikler Dizisi kitaplarının isimlerinin yazılı olduğu sayfalarla dolu, o yüzden net okunacak sayfa 86 sayfa. Kitabımız Türkiye İş Bankası Kültür Yayınlarından çıkmakta, Koray Karasulu tarafından çevrilmiştir.Kitabımız fiyat olarak arkasında yazan etikete göre 9 Türk Lirası.

    Lev Nikolayeviç Tolstoy, okuduğum bu kitabında ahlak, sabır, affedicilik gibi erdemler üzerine kaleme aldığı hikayelerle, hikayelerinde konu ettiği karakterlerle gerçekten bizden biri gibi. Hikayeleri okuduğunuzda bu karakter tıpkı şu kişiye benziyor diyebileceğiniz özellikte. Bu yüzden son derece tesirli oluyor. Beni bir bakımdan daha sevindirdi bu kitap, eğer günün birinde hikaye anlatacak birisini bulursam, Tolstoy’un hikayeleri oldukça güzel ve ders verici. Bilgelik içeren hikayelerinde doğru yoldan şaşmamanın ne kadar güzel olduğunu akıcı bir dille sizleri yormadan anlatmış.

    Sonuca gelirsem, Tolstoy’un İnsan Neyle Yaşar hikaye kitabı benim için güzel bir dinlence oldu ve hem ruhumu hem de lügatimi geliştirmem de üzerine düşen görevi eksiksiz yerine getirdi. Ben memnun kaldım darısı sizlere…

    Yazıma ekleyeceğim kapak resmini ararken farkettim ki, Bir çok eski kitap kapağında İnsan Ne İle Yaşar olarak geçen isim benim okuduğum kitapta İnsan Neyle Yaşar olarak değişmiş. Bu ilgimi çekti, belki nedenini bir gün araştırır sizlere de aktarırım.

     
  • Emre SEYMENLER 15:33 - 12 September 2016 Permalink | Cevapla
    Etiketler: Çizginin Dışındakiler, Çizginin Dışındakiler Kitap İncelemesi, İş Dünyası Kitapları, Malcolm Gladwell, MediaCat, Outliers, Outliers Kitap İncelemesi   

    Outliers – Çizginin Dışındakiler Kitap İncelemesi 

    Kitap seçme konusunda kendimi beğenirim, uzun zaman alıyor lakin en sonunda aldığıma değiyor. Uzun zamandır yeni bir şeyler öğrenmemiştim, bir kaç gün evvel bir kitapçıya girdim, raflar arasında gezinirken aradığımı bulamadım, aslında kafamda bir kitap yoktu, sadece bakıp içini inceleyip ilgimi çekerse alacaktım, ama bulamayınca, biraz internetten fikir almak istedim ve daha önce başka bir kitabını okuduğum Malcolm Gladwell‘e tekrardan rastlamış oldum ve sizlere tanıtacağım kitabı bu şekilde sahip edindim.

    Outliers - Çizginin Dışındakiler - Malcolm Gladwell

    Outliers – Çizginin Dışındakiler – Malcolm Gladwell

     

    Evet kitabımızın adı Outliers yani Çizginin Dışındakiler, kitabımızı fiziksel olarak incelemeye başlarsam, kitabımız tam 244 sayfa, MediaCat Kitaplarından çıkmış olan kitabımız iki kısım ve toplam 9 bölümden oluşmakta.Fiyat olarak ise ben 24 TL ye D&R’dan aldım, ama internetten çok daha ucuza alabilmek mümkün.

    Fiziksel olarak inceleme bittikten sonra gelelim bu kitabın bende bıraktığı etkiye. Daha önce Davut ve Golyat adlı eserini okuduğum için tarzını beğendiğim birisi. Bana mutlaka yeni bir şeyler öğretmiştir. Genel olarak araştırmaların üzerinden giderek popüler kişilerle durumu özetleyerek bizlere bazı farkedemediğimiz durumları gözler önüne seriyor.

    Davut ve Golyat adlı eserinde eğitim konusunda ufkumu açan farklı bakış açıları kazandırmıştı, ama öğrendim ki bu sizlere incelemesini yaptığım Outliers Çizginin Dışındakiler daha önce yayınlamış olduğu bir kitap ve oldukça güzel. Yine eğitim konusunda ve başarı konusunda bazı güzel incelemeleri olan, sosyal deneyleri baz alan çalışmasında gerçekten düşündürtüyor.

    Bir örnek vermem gerekirse, Kanada’da Hokey oyuncusu seçmelerinde yaş sınıfları oluşturmada belirlenen gün 1 Ocak tarihi, yani 1 Ocak’ta doğan çocukta 20 Kasım’da doğan çocukta aynı klasmanda ve henüz yaşsal farkların net olarak belli olduğu yaşlarda aynı gurupta yer aldıkları için erken doğan geç doğana göre biraz daha üstün oluyor ve bir üst klasmana erken doğan geçerken maalesef geç doğan çocuğumuz belki de sahip olduğu yeteneği hiç bir zaman bilemeden bir şekilde sistemden eleniyor. Bu durum gerçekten beni etkiledi, çünkü hatırlıyorum, ilkokulumuzda basketbol takımı kurulmuştu, maça çıkan 5 kişiden 4 ü bizlerden bir yada iki yaş büyük çocuklardı ve kendi sınıf arkadaşlarımdan sadece bir kişi bu 5 kişinin içerisine girebilmişti. Tamam iş yetenek işidir lakin, maçlara gelen basketbol takımı antrenörleri takıma giremeyen bizlerde ki yetenekleri asla görme şansına sahip olamayacaktı. Bazı spor branşlarında ise yaş guruplarını 1 Ağustos tarihine göre belirliyorlar… Şimdi biraz kafa karıştırıyor gibi, bilmiyorum acaba bizim sporcu seçme sistemimizde bu durum nasıl, eğer biz de ki durum da böyle ise, bence bir durum bir daha düşünmek gerekir, belki bir kaç kategori oluşturabiliriz, yılı dörder aylık 3 periyota bölebiliriz, yada bambaşka bir sistem kurabiliriz, lakin biraz kafa yormak gerek…

    Diğer ilgimi çeken ise 10000 saat kuralı, diyorlar ki bir işte uzmanlaşmak için 10000 saat emek harcamak gerekir, bir çok başarılı insan bu 10000 saat olayını bir şekilde doldurmuş ve başarılı olmuş. Kitapta Bill Gates, The Beatles gibi çarpıcı örnekler bulunmakta.

    Outliers Çizginin Dışındakiler, gerçekten farklı bakış açıları kazandırıyor, bu incelemeleri okuduğum da acaba bizim ülkemizde bu tarz bir çalışmalar yapılıyor mu diye düşündürttü.

    Genel olarak Outliers Çizginin Dışındakiler kitap incelemesinde elde ettiğim sonuç, çalışmanın gerekliliği, ve çaba – ödül sisteminin bana uygunluğu oldu. Çeltik tarlalarından elde edinilen iş ahlakının dünya çapında matematik yarışmalarında Asyalıların neden hep zirvelerde olduğunun bağlantısı gerçekten ilgi çekici. Erken kalkan yol alır sözünün uzakdoğu’da aynı anlama gelen atasözüyle bize, bildiğimiz bir gerçeği bir kez daha hatırlatmış oluyor.

    Sonuç olarak, Outliers Çizginin Dışındakiler, Malcolm Gladwell‘in bizleri sıkmadan, yalın bir dille anlattığı, bir solukta okunası kitaplarından biri. Ben memnun kaldım, darısı sizlerin başına.

     
  • Emre SEYMENLER 20:25 - 06 July 2016 Permalink | Cevapla
    Etiketler: eğitim kalitemizi arttırmak, eğitim sistemi, eğitim sistemi eleştiri, öğretmen tatili   

    Eğitim Kalitemiz Nasıl Artar 

    Bir kitapta denk gelmiştim, eğitim sistemi üzerine gerçekten bakış açımı değiştirmişti, öyle ki bu öğrendiklerimi çevremde duymayan kalmamıştı… Peki ne mi öğrenmiştim, ilk olarak sınıflarda ki öğrenci profilleri üzerine bir inceleme vardı, mesela her sınıfta olur, güçlü öğrenciler olur bir de zayıf öğrenciler, diyorlar ki her sınıfta her öğrenci tipinden mutlaka bir kaç tane olsun, güçlü ise tek olmasın bir tane daha olsun ki denge sağlansın, ezik zayıf karakterli ise ondan da bir kaç tane olsun ki, çektiği sıkıntıların aynısı yaşayan birileri olduğu için sürekli kendisine kızmasın yada psikolojik olarak çökmesin, yaşadıklarını bir başkasıda yaşadığı için daha kolay atlatsın.

    Sonra sınıf mevcudunun aza indirilmesi ile eğitim kalitesinin artması üzerine görüşler vardı, burada şu bakış açısı önemli, öğrenciyi eğitim yolunda diğer arkadaşlarıyla birlikte öğretmeninden bir şeyler öğrenmeye istekli birer nefer değil de, öğretmeninin ilgisini çalmaya çalışan birer rakip olarak görmekten uzaklaşmalıyız. Hani hep derler ya işte sınıflar 20 kişi olsa öğretmen o 20 kişi ile daha fazla ilgilenir eğitim seviyesi artar. Bu önermeye şöyle karşılık veriyorlar, diyorlar ki günlük bakman gereken kişi sayısı 30 olsun, ama bu Cuma günü yani haftanın son mesai günü 30 kişi değil de 20 kişi geldi, acaba sen bu 20 kişiyi hemencecik bitirip eve erken mi gidersin, yoksa her biriyle normalden daha fazla ilgilenerek tam vaktin de mi çıkarsın. Dürüst olmak gerekirse çok çok büyük kısmımız işi erkenden bitirip eve gideriz. İşte mantık ta bu.

    Yukarıda bahsettiklerim tartışılır doğrusu vardır yanlışı vardır, lakin bir gerçekte var. Malum internet çağında insanların düşüncelerini özgürce söyleyebildiği platformlar var bunlardan biri de sözlük formatında olan yerler. Birisi bir başlık açar ve isteyen istediğini yazar, bu tip ortamlarda genellikle okulların kapandığı günlerde hep bir başlık popüler olur, öğetmenler uzun yaz tatilleri. Çok bilmiyorum ama sanırım öğretmenlik haricinde o kadar uzun tatile sahip hiç bir meslek dalı yok. Peki bu olayı neden anlatıyorum şundan… Birazdan söyleyeceklerimi belki yüzlerce kişi de söylemiştir, ama bende dile getireceğim, eğer bizler eğitim kalitemizi arttırmak istiyorsak o zaman kaliteli öğretmenlerimiz olmalı. Mesela Doğu Çınarı cinsine sahip ağaçlar vardır, 700 yıllık, bu ağaçların öyle bir dalları kolları vardır ki her biri normal bir ağaç kalınlığında, şimdi ben derim ki, eğer bizim de öğretmenlerimiz aynı bu çınar ağaçları gibi dolu dolu ( doludur yada değildir eleştirmiyorum, her meslek gurubunda iyi de vardır kötü de ) olursa, onların vereceği bilgilerle yeni nesil çok daha bilgili olacaktır.

    Ben isterim ki öğretmenlerimiz sadece öğreteceği alandan ibaret olmasın, farklı alanlarda da kendisini yetiştirmiş olsun, çok farklı bakış açıları sunmuş olsun. Önümüzü aydınlatsın, peki bu nasıl mümkün olabilir, benim düşüncem öğretmenlerin okullar kapandıktan sonra tekrar öğrenciliğe dönmesi, farklı alanlarda dersler alması, sanat, edebiyat, sağlık, spor, kültür…. bu üç aylık dönemlerde aynı öğrenci gibi muamele görsünler hatta karne alsınlar, başarılı oldukları takdirde maaşlarına iyileştirme olarak yansısın.

    Bazen öyle ortamlar vardır ki o ortamlarda yere düşenleri toplasanız yine de sizi ihya eder, işte öğretmenlerimiz de bu tarz bir eğitimden geçerlerse inanıyorum ki hem kendileri hem de öğrencileri çok daha iyi yetişmiş olacaklar.

    Konu konuyu açıyor ama dile getirmem gereken ufak bir ayrıntı daha var, bir kitapçıda biraz zaman geçireyim derken elime bir kitap denk geldi, hani çocuklar için bilim kitapları olur ya, elime almamla abimin beni çağırması arasında sanırım bir 30 dakikalık zamanı kitabı okuyarak geçirmişim, öyle güzel öyle sürükleyiciydi ki, hatta bilmediğim bir çok şeyi öğreniyordum. Bunlardan biri de meşhur turnusol kağıdı. Kitap der ki kırmızı lahana yapraklarını kaynattığınızda bu kırmızı su ph ölçemeye yarıyor, bir nevi turnusol kağıdı. Şimdi konumuzla bağlarsam, ilkokulda turnusol kağıdı ile deneyler yapardık, ama şimdi bu bilgiyi öğrenince isterdim ki öğretmenimin bana bu kağıdı kendisinin yapması, lahana yapraklarını gözümüzün önünde kaynatması ve bize nasıl ph ölçümü yapılacağını göstermesi. Belli mi olur belki o zamanlar öğrenmiş olsam şimdi turnusol kağıdı işine girerdim…

    Uzun lafın kısası eğer eğitim sistemimiz gelişecekse donanımlı öğretmenlere ihtiyaç vardır. Sadece öğretmen ile bitmeyecek aynı zamanda anlayışlı ve bilgili bir aile de gerekiyor. Ben umutsuz değilim, sadece bir an öncesi başlamımız taraftarıyım.

    Umarım gelecek bizim olacaktır…

     
c
Compose new post
j
Next post/Next comment
k
Previous post/Previous comment
r
Cevapla
e
Düzenle
o
Show/Hide comments
t
Go to top
l
Go to login
h
Show/Hide help
shift + esc
İptal