Son Güncellemeler Yorumları Göster/Gizle | Klavye Kısayolları

  • Emre SEYMENLER 19:57 - 08 October 2016 Permalink | Cevapla
    Etiketler: makine mühendisi kitap, mühendis el kitabı, mühendis işe başlangıç kılavuzu, yeni mühendisin el kitabı   

    Yeni Mühendisin El Kitabı 

    Epeydir aklımda olan ama bir türlü tamamlayamadığım kitapçık projemi nihayet tamamladım ve artık sizlere sunma vakti geldi. Kitapçık, iş hayatına yeni başlayan yada başlayacak olan meslektaşlarıma, iş hayatında karşılaşacakları durumlar hakkında önceden bilgi sahibi olmaları için hazırlanmıştır. 50’den fazla alt başlıkta iş hayatına hızlıca bir giriş yapmanızı sağlamak amacıyla hazırladığım bu kitapçık, sudan çıkmış balık etkisini bir nebze olsun hafifletecektir.

    Kitapçık, bir makine mühendisinin gözünden yazıldı, lakin iş hayatının genelini kapsayacak tarzda olduğundan tüm mühendislik ve iş hayatı için geçerlidir.

    Sizlerden istirhamım, kitapçıkta rastlayacağınız, yazım, mantık yahut her türlü öneri ve şikayetlerinizi lütfen iletmeniz.

    Bizim tek bir derdimiz vardı, boynuzların kulağı geçmesi, bu niyetimizde bize yardımcı olacak herkese şimdiden şükranlarımı sunarım.

    Emre Seymenler

    Mak. Müh.

    Download

    yeni-muhendisin-el-kitabi

    İçindekiler

    1. Mezuniyet
      • Askerlik
      • İş Bulma
        • Referans
        • İnsan Kaynakları
        • Kariyer Siteleri
        • İşkur
        • Gazete
        • Linkedin
        • Siyasi Parti
      • İstek – Arzular
      • Gelecekte Olmak İstediğin Yer
        • Kendini Tanıyor Musun
        • Rol Modelin Var Mı?
        • İdealin, Hedefin Nedir ? ( Para, Saygınlık )

     

    1. İş Başlangıcı
      • İlkgün
        • Giyim Kuşam
        • Bakışlar
      • Üstlere Hitap
        • Abi – Abla vs Beyfendi – Hanımefendi
      • Astlara Hitap
        • Ustalar ve Elemanlar
      • Master
      • Sorunlar ve Çözüm Yolları
        • Sendende Ondanda Giderek Çözme
      • Bilgi Toplama ( Spy Game )
      • Mobbing
      • Kendini Satma Pazarlama
      • Dürüstlük – Erdem – Ahlak
      • Kurumsal Şirket – Laçka Şirket
      • Kötü Patron İyi Patron
      • Kötü Müdür İyi Müdür
      • Bilginin Saklanması ( Yer Kaybetme Korkusu )
      • Sürekli Gelişim
      • İş Kaybetme Korkusu
      • Farklı Yönlerini Açık Etme Gizleme
      • Bilgiye Ulaşım
      • Diğer Yeteneklerini Şirkette Kullanma Kullanmama
      • Çevre Edinme
      • Moral Motivasyon
      • Aile Etkisi Katkısı
      • Zihin Geliştirme
      • Sivil Toplum Dernekler Bağlantılar
      • Stres Yönetimi
      • Arabuluculuk
      • Taviz Verme
      • Tavizi Geri Alma
      • Kötü Başlangıç
      • Kötü Başlangıcı İyiye Çevirme
      • Kariyer İş Yerinde
      • Zam Sosyal Haklar İsteme
      • Güç Elde Etme
      • Sertifika Seminer Eğitim
      • İş Yerindekilerin Karakter Analizi
      • Zayıf Noktalar
      • Kitapçık Okuma
      • Doğru Zamanda Konuşma
      • Yaş Farkı
      • Düşman Edinme
      • Dost Edinme
      • İsim Yapma ( Seni Nasıl Bilsinler, dürüst yalancı )
      • İlk An ( Tepkiler, Tersleme )
      • Çoklu Patron ( Kaç Tane Kocan Var )
      • Kontrollerle İlişkiler
      • Doğru Yapılmayan İşin Sonuçları
      • Kasaba Minnnet Etme Kes Ye
      • B Planı C Planı
      • Kaybedecek Birşeyin Olmaması ( Elini Açık Etme )
      • Zayıf Noktalarını Belli Etme
      • Ünvanını Koru
     
  • Emre SEYMENLER 17:56 - 17 September 2016 Permalink | Cevapla  

    Koşarken Bilmemiz Gerekenler 

    Okumak ve bilgilenmek müthiş bir şey ve bu öğrendikleriniz sayesinde belki bir çok sakatlıktan kurtulma şansınız olabilir. Bende koşuya yeni başladığım ve bu okuma konusunda pek bir iştahlıyım. Reklamları geçersem şimdi size konu başlıkları listeleyeceğim, değerli gördüğüm, önemli gördüğüm başlıklar hakkında bilgi vermek yerine link vermeyi tercih edeceğim. Sizlerin de katkısı olursa güzel bir liste olur. Haydi o zaman başlayalım.

    1. İliotibial Bant Sürtünme Sendromu ( 17.09.16 ) Kısaca koşucularda diz ağrısı olarak özetlenebilirmiş, okumak gerek, incelemek gerek işte link, tıklayınız.
     
  • Emre SEYMENLER 10:38 - 17 September 2016 Permalink | Cevapla
    Etiketler: antrenman günlüğü, koşu, koşu günlüğü   

    Koşu Günlüğüm 

    Not: Bu sayfada yazılanlar birebir yaşanmış olup gerçek deneyimlerdir, isteğim şudur ki, nasıl ki bilim dünyasında yarım kalmış çalışmalar birileri tarafından tamamlanıyorsa, benim de burada elde ettiğim her neyse birilerinin işine yarayıp onu geliştirmesidir. Yerli kaynak sıkıntısının çokça olduğu güzel ülkemizde ister sosyal deney deyin ister deli saçması, isterse gelecek için dikilmiş bir fidan. Bir kişinin dahi işine yararsa ne mutlu bana…

    #17 Eylül 2016

    Her zaman bir arayış peşinde oldum, çoğu zaman bilinçsizceydi, ne zaman kendimin farkına varmaya başladım bu arayışlarım da sürekli yetmemeye başladı. Bu sefer ki serüvenim sağlığım. Aslında bir zincirin devam halkası şeklindeydi, bir ara zihin güçlendirme, dinç kalkma, doğru beslenme gibi arayışlarım vardı, farkettim ki spor bu üç arayışında temelinde yatıyor. Spor’a başladığında kaybedilen kaloriler için bir şekilde beslenmeye başlıyorsun, yaptığın çalışmaların sonuç vermesi için doğru beslenmeye yöneliyorsun, böylelikle vücudun hem gerekli besinleri alıyor hem de spor sayesinde atmış olduğu toksinler ile rahatlıyor, vücut enerjisini doğru yerlerde harcayarak seni daha başarılı kılıyordu. İşte bir taşla bir kuş sürüsü vurmanın yolu da spor.

    Benim sevdiğim spor ise tekvando, lakin eski kondisyonlu günlerimden eser kalmadığı için tekrar forma girmem gerekiyordu ve bir sağlık kitabında okuduğum kadarıyla mucize spor “Koşmak” ve koşmanın faydaları üzerine bir kaç sayfaydı.

    Yapabilir miydim bilmiyordum, koşmak bu yani efor harcamak, zaman vermek, ve de eski tecrübelerimden edinmiş olduğum hamlık sonrası kas ağrıları, biraz gözümü korkutuyordu. Ama koşmanın niyetine girdim ve önce koşu için alışveriş yapmaya karar verdim. Giyim konusunda çok sıkıntı çekiyorum, kıyafetin üzerinde herhangi bir marka görmek istemiyorum, kaliteli, lakin markasız ürün bulmak çok ama çok zor benim için, koşu için bir ayakkabı almalıydım, bilinen markaların mağazalarına gittim, baktım baktım baktım ama hiç biri içime sinmiyordu, nihayet bir tane içime sinen buldum, ve diğer kıyafetleri de tamamladım, artık hazırdım.

    Ve o gün, 30 Temmuz 2016 Cumartesi, alışverişten geldim ve çok az bir dinlenme sonrası koşuya çıktım. Evimin yakınında güzel bir park var lakin, ben yolda koşmayı tercih ettim ve koşuya başladım. Sigara içen birisi değilim, lakin koşuya başladım ama belki 200 – 300 metre sonrası tıkanmalar meydana gelmeye başladı, hafif nefes yetmezliği, yorulmalar, kasılmalar, ve malum sonuç yürümeye dönme oldu, ilk koşumda toplam 6 km mesafeyi yürüme belki %70 – 80 oranında olmak üzere tam 57 dakika 22 saniyede tamamladım. (Devamı …)

     
  • Emre SEYMENLER 11:21 - 13 September 2016 Permalink | Cevapla
    Etiketler: hasan ali yücel klasikleri, insan neyle yaşar kitap incelemesi, Tolstoy, tolstoy eserleri, tolstoy hikaye kitabı   

    İnsan Neyle Yaşar Kitap İncelemesi 

    İnsan Neyle Yaşar ? L. N. Tolstoy

    İnsan Neyle Yaşar ? L. N. Tolstoy

    Önyargı kadar kötü bir şey yok sanırım, hiç bir fikrinizin olmadığı bir konuda insanların peşin hükümlü olması, sanırım gerçekten insanoğlu için bir imtihan. Bu imtihandan zaman zaman bende kalıyorum lakin bu sefer bu dersten geçtim. Dün bitirdiğim bir kitabı buradan sizlere incelemesini yapmıştım, bugün ise başka bir kitabı daha bitirdim ve sıcağı sıcağına sizlerle paylaşmak istiyorum.

    Önyargıdan bahsettim, evet benim de önyargım romanlara, hikayelere… Sanki onlar hiç bir zaman işime yaramayacaklarmış gibi hissediyorum, ama bu kitap bambaşka, L.N. Tolstoy’un yazmış olduğu “İnsan Neyle Yaşar” bir çok açıdan beni mutlu etti. Fayda ilişkisi açısından bakarsam, en önemli katkı bilmediğim 10 küsur civarında yeni kelime öğrenmiş olmam oldu. Diğer bir açıdan baktığımda ise kitabımız bir hikaye kitabı ve hikayelerde anlatılanlar neredeyse birebir bizim ülkemizde de olabilecek hatta olmuş olaylardır, buradan şunu anlıyorum ki, insan doğası nereye giderse gitsin içinde sevgi yoksa beş para etmez bir varlık. Zaten Tolstoy da hikayelerinde İnsan Neyle Yaşar sorusuna cevabı “Sevgi” olarak vermekte.

    Kitabın etkisinde kalmış olsak gerek her zaman yaptığımız kitabı fiziksel olarak incelemeyi biraz unutmuşuz, şimdi kitabımız biraz ince bir kitap, kitabımız tam 101 sayfa lakin son sayfaları Hasan Ali Yücel Klasikler Dizisi kitaplarının isimlerinin yazılı olduğu sayfalarla dolu, o yüzden net okunacak sayfa 86 sayfa. Kitabımız Türkiye İş Bankası Kültür Yayınlarından çıkmakta, Koray Karasulu tarafından çevrilmiştir.Kitabımız fiyat olarak arkasında yazan etikete göre 9 Türk Lirası.

    Lev Nikolayeviç Tolstoy, okuduğum bu kitabında ahlak, sabır, affedicilik gibi erdemler üzerine kaleme aldığı hikayelerle, hikayelerinde konu ettiği karakterlerle gerçekten bizden biri gibi. Hikayeleri okuduğunuzda bu karakter tıpkı şu kişiye benziyor diyebileceğiniz özellikte. Bu yüzden son derece tesirli oluyor. Beni bir bakımdan daha sevindirdi bu kitap, eğer günün birinde hikaye anlatacak birisini bulursam, Tolstoy’un hikayeleri oldukça güzel ve ders verici. Bilgelik içeren hikayelerinde doğru yoldan şaşmamanın ne kadar güzel olduğunu akıcı bir dille sizleri yormadan anlatmış.

    Sonuca gelirsem, Tolstoy’un İnsan Neyle Yaşar hikaye kitabı benim için güzel bir dinlence oldu ve hem ruhumu hem de lügatimi geliştirmem de üzerine düşen görevi eksiksiz yerine getirdi. Ben memnun kaldım darısı sizlere…

    Yazıma ekleyeceğim kapak resmini ararken farkettim ki, Bir çok eski kitap kapağında İnsan Ne İle Yaşar olarak geçen isim benim okuduğum kitapta İnsan Neyle Yaşar olarak değişmiş. Bu ilgimi çekti, belki nedenini bir gün araştırır sizlere de aktarırım.

     
  • Emre SEYMENLER 15:33 - 12 September 2016 Permalink | Cevapla
    Etiketler: Çizginin Dışındakiler, Çizginin Dışındakiler Kitap İncelemesi, İş Dünyası Kitapları, Malcolm Gladwell, MediaCat, Outliers, Outliers Kitap İncelemesi   

    Outliers – Çizginin Dışındakiler Kitap İncelemesi 

    Kitap seçme konusunda kendimi beğenirim, uzun zaman alıyor lakin en sonunda aldığıma değiyor. Uzun zamandır yeni bir şeyler öğrenmemiştim, bir kaç gün evvel bir kitapçıya girdim, raflar arasında gezinirken aradığımı bulamadım, aslında kafamda bir kitap yoktu, sadece bakıp içini inceleyip ilgimi çekerse alacaktım, ama bulamayınca, biraz internetten fikir almak istedim ve daha önce başka bir kitabını okuduğum Malcolm Gladwell‘e tekrardan rastlamış oldum ve sizlere tanıtacağım kitabı bu şekilde sahip edindim.

    Outliers - Çizginin Dışındakiler - Malcolm Gladwell

    Outliers – Çizginin Dışındakiler – Malcolm Gladwell

     

    Evet kitabımızın adı Outliers yani Çizginin Dışındakiler, kitabımızı fiziksel olarak incelemeye başlarsam, kitabımız tam 244 sayfa, MediaCat Kitaplarından çıkmış olan kitabımız iki kısım ve toplam 9 bölümden oluşmakta.Fiyat olarak ise ben 24 TL ye D&R’dan aldım, ama internetten çok daha ucuza alabilmek mümkün.

    Fiziksel olarak inceleme bittikten sonra gelelim bu kitabın bende bıraktığı etkiye. Daha önce Davut ve Golyat adlı eserini okuduğum için tarzını beğendiğim birisi. Bana mutlaka yeni bir şeyler öğretmiştir. Genel olarak araştırmaların üzerinden giderek popüler kişilerle durumu özetleyerek bizlere bazı farkedemediğimiz durumları gözler önüne seriyor.

    Davut ve Golyat adlı eserinde eğitim konusunda ufkumu açan farklı bakış açıları kazandırmıştı, ama öğrendim ki bu sizlere incelemesini yaptığım Outliers Çizginin Dışındakiler daha önce yayınlamış olduğu bir kitap ve oldukça güzel. Yine eğitim konusunda ve başarı konusunda bazı güzel incelemeleri olan, sosyal deneyleri baz alan çalışmasında gerçekten düşündürtüyor.

    Bir örnek vermem gerekirse, Kanada’da Hokey oyuncusu seçmelerinde yaş sınıfları oluşturmada belirlenen gün 1 Ocak tarihi, yani 1 Ocak’ta doğan çocukta 20 Kasım’da doğan çocukta aynı klasmanda ve henüz yaşsal farkların net olarak belli olduğu yaşlarda aynı gurupta yer aldıkları için erken doğan geç doğana göre biraz daha üstün oluyor ve bir üst klasmana erken doğan geçerken maalesef geç doğan çocuğumuz belki de sahip olduğu yeteneği hiç bir zaman bilemeden bir şekilde sistemden eleniyor. Bu durum gerçekten beni etkiledi, çünkü hatırlıyorum, ilkokulumuzda basketbol takımı kurulmuştu, maça çıkan 5 kişiden 4 ü bizlerden bir yada iki yaş büyük çocuklardı ve kendi sınıf arkadaşlarımdan sadece bir kişi bu 5 kişinin içerisine girebilmişti. Tamam iş yetenek işidir lakin, maçlara gelen basketbol takımı antrenörleri takıma giremeyen bizlerde ki yetenekleri asla görme şansına sahip olamayacaktı. Bazı spor branşlarında ise yaş guruplarını 1 Ağustos tarihine göre belirliyorlar… Şimdi biraz kafa karıştırıyor gibi, bilmiyorum acaba bizim sporcu seçme sistemimizde bu durum nasıl, eğer biz de ki durum da böyle ise, bence bir durum bir daha düşünmek gerekir, belki bir kaç kategori oluşturabiliriz, yılı dörder aylık 3 periyota bölebiliriz, yada bambaşka bir sistem kurabiliriz, lakin biraz kafa yormak gerek…

    Diğer ilgimi çeken ise 10000 saat kuralı, diyorlar ki bir işte uzmanlaşmak için 10000 saat emek harcamak gerekir, bir çok başarılı insan bu 10000 saat olayını bir şekilde doldurmuş ve başarılı olmuş. Kitapta Bill Gates, The Beatles gibi çarpıcı örnekler bulunmakta.

    Outliers Çizginin Dışındakiler, gerçekten farklı bakış açıları kazandırıyor, bu incelemeleri okuduğum da acaba bizim ülkemizde bu tarz bir çalışmalar yapılıyor mu diye düşündürttü.

    Genel olarak Outliers Çizginin Dışındakiler kitap incelemesinde elde ettiğim sonuç, çalışmanın gerekliliği, ve çaba – ödül sisteminin bana uygunluğu oldu. Çeltik tarlalarından elde edinilen iş ahlakının dünya çapında matematik yarışmalarında Asyalıların neden hep zirvelerde olduğunun bağlantısı gerçekten ilgi çekici. Erken kalkan yol alır sözünün uzakdoğu’da aynı anlama gelen atasözüyle bize, bildiğimiz bir gerçeği bir kez daha hatırlatmış oluyor.

    Sonuç olarak, Outliers Çizginin Dışındakiler, Malcolm Gladwell‘in bizleri sıkmadan, yalın bir dille anlattığı, bir solukta okunası kitaplarından biri. Ben memnun kaldım, darısı sizlerin başına.

     
  • Emre SEYMENLER 20:25 - 06 July 2016 Permalink | Cevapla
    Etiketler: eğitim kalitemizi arttırmak, eğitim sistemi, eğitim sistemi eleştiri, öğretmen tatili   

    Eğitim Kalitemiz Nasıl Artar 

    Bir kitapta denk gelmiştim, eğitim sistemi üzerine gerçekten bakış açımı değiştirmişti, öyle ki bu öğrendiklerimi çevremde duymayan kalmamıştı… Peki ne mi öğrenmiştim, ilk olarak sınıflarda ki öğrenci profilleri üzerine bir inceleme vardı, mesela her sınıfta olur, güçlü öğrenciler olur bir de zayıf öğrenciler, diyorlar ki her sınıfta her öğrenci tipinden mutlaka bir kaç tane olsun, güçlü ise tek olmasın bir tane daha olsun ki denge sağlansın, ezik zayıf karakterli ise ondan da bir kaç tane olsun ki, çektiği sıkıntıların aynısı yaşayan birileri olduğu için sürekli kendisine kızmasın yada psikolojik olarak çökmesin, yaşadıklarını bir başkasıda yaşadığı için daha kolay atlatsın.

    Sonra sınıf mevcudunun aza indirilmesi ile eğitim kalitesinin artması üzerine görüşler vardı, burada şu bakış açısı önemli, öğrenciyi eğitim yolunda diğer arkadaşlarıyla birlikte öğretmeninden bir şeyler öğrenmeye istekli birer nefer değil de, öğretmeninin ilgisini çalmaya çalışan birer rakip olarak görmekten uzaklaşmalıyız. Hani hep derler ya işte sınıflar 20 kişi olsa öğretmen o 20 kişi ile daha fazla ilgilenir eğitim seviyesi artar. Bu önermeye şöyle karşılık veriyorlar, diyorlar ki günlük bakman gereken kişi sayısı 30 olsun, ama bu Cuma günü yani haftanın son mesai günü 30 kişi değil de 20 kişi geldi, acaba sen bu 20 kişiyi hemencecik bitirip eve erken mi gidersin, yoksa her biriyle normalden daha fazla ilgilenerek tam vaktin de mi çıkarsın. Dürüst olmak gerekirse çok çok büyük kısmımız işi erkenden bitirip eve gideriz. İşte mantık ta bu.

    Yukarıda bahsettiklerim tartışılır doğrusu vardır yanlışı vardır, lakin bir gerçekte var. Malum internet çağında insanların düşüncelerini özgürce söyleyebildiği platformlar var bunlardan biri de sözlük formatında olan yerler. Birisi bir başlık açar ve isteyen istediğini yazar, bu tip ortamlarda genellikle okulların kapandığı günlerde hep bir başlık popüler olur, öğetmenler uzun yaz tatilleri. Çok bilmiyorum ama sanırım öğretmenlik haricinde o kadar uzun tatile sahip hiç bir meslek dalı yok. Peki bu olayı neden anlatıyorum şundan… Birazdan söyleyeceklerimi belki yüzlerce kişi de söylemiştir, ama bende dile getireceğim, eğer bizler eğitim kalitemizi arttırmak istiyorsak o zaman kaliteli öğretmenlerimiz olmalı. Mesela Doğu Çınarı cinsine sahip ağaçlar vardır, 700 yıllık, bu ağaçların öyle bir dalları kolları vardır ki her biri normal bir ağaç kalınlığında, şimdi ben derim ki, eğer bizim de öğretmenlerimiz aynı bu çınar ağaçları gibi dolu dolu ( doludur yada değildir eleştirmiyorum, her meslek gurubunda iyi de vardır kötü de ) olursa, onların vereceği bilgilerle yeni nesil çok daha bilgili olacaktır.

    Ben isterim ki öğretmenlerimiz sadece öğreteceği alandan ibaret olmasın, farklı alanlarda da kendisini yetiştirmiş olsun, çok farklı bakış açıları sunmuş olsun. Önümüzü aydınlatsın, peki bu nasıl mümkün olabilir, benim düşüncem öğretmenlerin okullar kapandıktan sonra tekrar öğrenciliğe dönmesi, farklı alanlarda dersler alması, sanat, edebiyat, sağlık, spor, kültür…. bu üç aylık dönemlerde aynı öğrenci gibi muamele görsünler hatta karne alsınlar, başarılı oldukları takdirde maaşlarına iyileştirme olarak yansısın.

    Bazen öyle ortamlar vardır ki o ortamlarda yere düşenleri toplasanız yine de sizi ihya eder, işte öğretmenlerimiz de bu tarz bir eğitimden geçerlerse inanıyorum ki hem kendileri hem de öğrencileri çok daha iyi yetişmiş olacaklar.

    Konu konuyu açıyor ama dile getirmem gereken ufak bir ayrıntı daha var, bir kitapçıda biraz zaman geçireyim derken elime bir kitap denk geldi, hani çocuklar için bilim kitapları olur ya, elime almamla abimin beni çağırması arasında sanırım bir 30 dakikalık zamanı kitabı okuyarak geçirmişim, öyle güzel öyle sürükleyiciydi ki, hatta bilmediğim bir çok şeyi öğreniyordum. Bunlardan biri de meşhur turnusol kağıdı. Kitap der ki kırmızı lahana yapraklarını kaynattığınızda bu kırmızı su ph ölçemeye yarıyor, bir nevi turnusol kağıdı. Şimdi konumuzla bağlarsam, ilkokulda turnusol kağıdı ile deneyler yapardık, ama şimdi bu bilgiyi öğrenince isterdim ki öğretmenimin bana bu kağıdı kendisinin yapması, lahana yapraklarını gözümüzün önünde kaynatması ve bize nasıl ph ölçümü yapılacağını göstermesi. Belli mi olur belki o zamanlar öğrenmiş olsam şimdi turnusol kağıdı işine girerdim…

    Uzun lafın kısası eğer eğitim sistemimiz gelişecekse donanımlı öğretmenlere ihtiyaç vardır. Sadece öğretmen ile bitmeyecek aynı zamanda anlayışlı ve bilgili bir aile de gerekiyor. Ben umutsuz değilim, sadece bir an öncesi başlamımız taraftarıyım.

    Umarım gelecek bizim olacaktır…

     
  • Emre SEYMENLER 19:50 - 23 June 2016 Permalink | Cevapla
    Etiketler: değişim, değişime direnmek, değişmek istemiyorum   

    Değişim Direnişi 

    Heraklitos’un yüzyıllar önce söylediği bir söz var, “Değişmeyen tek şey değişimin kendisidir.” bu sözün gerçekliğini ya yaşayarak öğrenmişizdir ya da yok olarak bedelini ödemişizdir. Şimdi size farklı bir bakış açısı sunmak istiyorum.

    Zaman öyle bir olur ki, kabuğunuzdan çıkmanız gerekebilir ama bu kolay bir iş değildir, yıllar boyunca alıştığınız bir düzeniniz vardır, hatta düzeniniz yoksa bile sahip olduğunuz düzensizliğiniz vardır, o an geldiğinde canınız oldukça sıkılacaktır, çünkü yeni düzen bazı ihtiyaçları doğuracaktır ve sizin de bir  bedel ödemeniz gerekecektir. Şimdi benim farklı bakış açım bu konunun neresinde, çok fazla irdelemeden değişimin nedenlerine bakarsak, sanırım en basitiyle mevcut halimiz zamanın şartlarına ayak uyduramamış demektir. Zamanın şartları neler olabilir, mesela maaşımız, önceden tek başımıza iken işler ciddiye binip yuva kurmaya başladığında yeterli gelmeyecektir, sonra çevremiz olabilir, yaşadığımız yer, çalıştığımız ortam, bulunduğumuz konumda ki insanlar size bir şekilde ağır gelmeye başladığında değişimin zamanı gelmiş demektir.

    Bu zaman geldiğinde ilk satırlarda yazdığım gibi ya değişeceksin yada kabulleneceksin. Yine çok fazla irdelemeden maaş konusuna değinelim, maaşın istediğin şartları karşılayamıyorsa yapman gereken zam istemek olur yada yüksek maaşlı bir iş bulmak. Yeni bir işin getireceği güzellikler kadar zorlayacağı durumlar da olacaktır. Yeni bir ortam, yeni insanlar, rekabet durumları, falan filan… Benim bakış açım sa şu, sıfırdan başlamaktansa bulunduğun konumda eksikliklerini gider yada yeni kapılar açılmasına vesile ol. Zaten bulunduğun sürece insanları tanımış neyin nasıl yürüdüğünü biliyor olman gerek, kendini çok daha iyi ifade edebilir olman gerek. Burada pazarlayacağın ürün kendin olacaktır, bu ürünü yeni bir ortamda kimsenin tanımadığı bir yerde mi pazarlamak kolaydır, yoksa sistemin tüm dinamiklerini bildiğin bir yerde mi.

    Ben ikinci şıktan yanayım. Yapmanız gereken her büyük firmanın yaptığı gibi ufak bir kaç makyaj yapmak ve mış gibi davranmak. Biraz beyni yormak gerek, bulunduğun yer de neyin eksikliği aranıyor. Neye ihtiyaç var, bu sorulara cevap bulduğun zaman zincirini kırmış olacaksın….

     
  • Emre SEYMENLER 07:04 - 24 April 2016 Permalink | Cevapla
    Etiketler: iş hayatı, iş hayatında sabır, sabırlı olmak   

    İş Hayatı ve Sabır 

    Konunun başlığı iş hayatı ama söyleyeceklerim hayatın her alanı için geçerli. Malum hayat her zaman yükselişlere sahne değil, inişli çıkışlı bir çok durumlara sahne… Bu durumlarda belki her şeyi geride bırakıp, kimsenin bizi tanımadığı bir yere gitme planlarımız olmuştur. Kısacası her şeyden kaçmak istemişizdir. Kaçma isteğinin bir çok sebebi olabiliyor ama iş hayatında ise sebepler aşağı yukarı bellidir, ya sizinle uğraşanlar vardır, ya hakettiğinizi alamıyorsunuzdur, ya da yolun başındasınızdır her şeyi öğrenmek sürekli veri girişi sizi bunaltmış olabilir….

    Bu durumlardan bende geçtim, kaç kere başka mesleklere özendim, kaç kere çoban olmak istedim, kaç kere bir yerlere kaçmak istedim. Ama hiç birini yapamadım, hatta soluk bile alamadım. Ama sonra öyle bir kırılma anı geliyor ki, geldiğiniz nokta da sizi bunaltanlar sizi desteklemeye, iş teki öğrenme süreci yerini meyvesini yeme sürecini bırakıyor.

    Bunlar elbette kendiliğinden olmuyor, siz yine elinizden geleni yapıyorsunuz ve zaman da üzerine düşen görevi layıkıyla yapıyor. Gerçekten zaman müthiş bir şey, bir acınız mı var, bakıyorsunuz her geçen gün o biraz da azalıyor, her geçen gün biraz daha iyiye gidebiliyorsunuz. Ve bu zaman bir gün sizi istediğiniz yere de getirecek. Her şey sabırla başlıyor. Sabretmek… genelde başıma bir sıkıntı geldiğimde bakıyorum bu sıkıntının kaynağı nedir, hani benim yaptığım bir işten dolayı mı oluyor, yoksa bir anda birisi ortaya bir sorun çıkarıyor ve ben onunla mı uğraşıyorum. Eğer ikinci şık ise hemen sakin olup sabırla yapmam gerekenleri yapıyorum ve bir bakıyorum o sorun bir şekilde ortadan kalkmış. Eğer birinci durum ise hemen kendime çeki düzen verir, inanci olarak kendimi daha konsantre eder ve sabırla beklerim.

    Dostlarım, nasıl ki ağaç vakti gelmeden meyve veremiyorsa, sabır etmeden de hayatımızda bazı şeyleri yola koyamıyoruz. İş hayatınızda bir yerlere gelmek istiyorsanız biraz sabır etmeniz gerekiyor, bu kişiye ve ortama göre değişir. belki bir yıl belki üç yıl belki 10 yıl. Sabrın sonu selamettir. Tabi zamanı ve koşulları iyi okuyup analiz etmekte gereklidir. Yoksa kimse kimseye bedavadan mevki makam vermez. Sizler sadece her gün işinizi iyi yapmaya gayret gösterin. Ne derler bilirsiniz, Gayret Bizden Takdir Allah’tan…

    Selametle…

     
  • Emre SEYMENLER 17:13 - 21 February 2016 Permalink | Cevapla
    Etiketler: abdest alma yeri, abdest alma yeri ergonomisi, abdest alma yeri ölçüleri, abdest alma yeri tasarımı   

    Abdest Alma Yeri Ergonomisi 

    Birçok yerde mescit ve cami bulunmakta içerlerinde de abdest alma yerleri mevcut, lakin öyle kötü mimari özelliklere sahip abdest alma yerleri var ki, gerçekten bunu yapan tasarlayanın hayatında hiç abdest almadığı belli oluyor.

    O kadar zor ki öyle yerlerde abdest almak, mesela ayağını koyduğun yer yüzünden çeşmeye doğru eğilemiyorsun yada ayağını koyacak yer bulamıyorsun. Bugün Bursa’da I.Murad Türbesinde bulunan şadırvanda abdest aldım, o kadar kolaydı ki bu yazıyı yazma gereksinimi doğdu. Fotoğraflarda göreceğiniz gibi, suların aktığı yerleri aşağı doğru kanal yapmışlar, mesela bir çok kötü tasarımı olan yerde bu suların önüne set kuruyorlar ve ayaklarınızı oraya koymanızı istiyorlar… halbuki bu abdest almayı zorlaştırıyor, ama fotolarda göreceğiniz gibi aşağıda bir kanal olduğunda ayakları serbest kalıyor ve eğilmek zorlaşmıyor. Ayrıca ayakları koyacağımız yer de güzelce yapılmış, kısacası çok keyifliydi.

    Sadede gelirsem, mimar, mühendis, tasarımcı yada usta artık her kim bu işleri yapıyorsa önce bir kendiniz abdest almaya çalışın, bakalım rahatça alabiliyor musunuz, sonra başka kişilere de aldırın, ondan sonra uygulamaya geçin.

    Atalarımız bu işi nasıl da kolayca çözmüşler…. Amerika’yı yeniden keşfetmeye yada abdest almaya yeni bir soluk getirmeye gerek yok…

    Sağlıcakla…

    Abdest Alma Yeri

    Abdest Alma Yeri

    Abdest Alma Yeri Tasarımı

    Abdest Alma Yeri Tasarımı

    Abdest Alma Yeri Uygulaması

    Abdest Alma Yeri Uygulaması

     
  • Emre SEYMENLER 21:10 - 05 February 2016 Permalink | Cevapla
    Etiketler: buski su birikmesi, karayolu su birikmesi, kaza olma olasılığı   

    Bursa Kestel Yolunda Yağmur Suyu Birikmesi 

    İş icabı her gün Bursa – İnegöl arası git gel yapıyorum ve yağmurlu günleri pek sevmiyorum, çünkü yazımın başlığından anlaşılacağı gibi Kestel’i az geçtikten sonra yolun geliş kısmında yağmur suyu birikiyor ve sol şeridi tamamen dolduruyor.

    Tam koordinat vermem gerekirse, Kestel’in hemen çıkışında Opet Benzin istasyonu, onun yanında Çisiy Grup Weltew Mobilya mağazası bulunmakta, bahsettiğim yer ise bu weltew mobilyanın doğu tarafında yani İnegöl’e yakın olan tarafında yaklaşık bir 50-60 metre gerisinde sol şeridi tamamen kapatacak kadar bir su birikmesi oluyor ve süratli gelen aracın kaymaması içten bile değil, zaten suyu gören hemen şerit değiştiriyor ve ufak ta olsa bir trafik sıkışması ve sürücünün panik durumuna göre çok daha kötü sonuçlar doğurması muhtemel.

    Bu durum karayollarını mı ilgilendiriyor, yoksa belediyenin kanalizasyon kısaca Buski’yi tam kestiremiyorum ama bir an önce önlem alınmasını rica ediyorum…

     
c
Compose new post
j
Next post/Next comment
k
Previous post/Previous comment
r
Cevapla
e
Düzenle
o
Show/Hide comments
t
Go to top
l
Go to login
h
Show/Hide help
shift + esc
İptal