Recent Updates RSS Toggle Comment Threads | Keyboard Shortcuts

  • Emre SEYMENLER 19:30 on 28 December 2011 Permalink | Reply  

    İhalelerde dikkat edilmesi gerekenler 

    Yakın zamanda iş hayatımda sektör değişikliği yaptım ve bambaşka alanlarda kendimi geliştirmeye devam ediyorum.Bu yazımda sizlere ihaleler hakkında biraz bilgi vereceğim.

    İhaleler devlet ihalesi yada özel ihaleler olabilir, ihaleyi nasıl bulurum derseniz, ihaleler ya size mail olarak gelir yada ihale takibi yapan siteleri takip edersiniz bir şekilde ihalelere ulaşabilirsiniz.Ama iş ihaleye ulaşmakla bitmiyor, şartnameyi çok iyi okumak gerekiyor, satır aralarında yazılanlar istek listesi, işin kapsamı bu şartnamede yer alıyor ve sizi çıldırtacak maddelere rastlayabilirsiniz.

    Şunu unutmayın ihaleleri hazırlayanlar her zaman o işin uzmanı yada bileni olmayabilir.Zaten ihaleyi incelediğinizde saçma maddeler görürseniz şaşırmayın.Türkiye de yapılamayacak bir işe yabancı iştirakçinin girmesine izin vermezler, ingilizce şartname yazmazlar var da var yani…

    Şartname Türkçe yazılmıştır ama okuduğunuzda görürsünüz bir paragraf var ama paragrafta virgül yok, upuzun bir cümle.Okursunuz sonra bakarsınız ne dedi bu şimdi dersiniz sonra tekrar okursunuz 3-5 kez den sonra anlarsınız yada anlayamazsınız.

    Teklifi hazırlarsınız gönderirsiniz, kapalı zarf usulü güzelce kargoya verirsiniz, sonra bir bakarsınız kargo teslim olunmamış, neden çünkü ihaleyi düzenleyen adamın adını yazmadınız diye, peki şartnamede böyle birşey yazıyor mu hayır.Sonra sorarsınız ihaleyi kim aldı şu firma aldı, kaça aldı, şu fiyata, siz söylenen fiyatın 100 katını söylersiniz hayır der o fiyata, nasıl olur ya dersiniz, kardeşim ben kurumun çıkarını düşünürüm der kapatır gider.Sizde dersiniz bir daha devlet ihalesine girersem 2 olsun.

    Sonra haberlere bakarsınız hastanenin jeneratörleri çalışmıyor, yada sistem sürekli hata veriyor.Kısacası ihalenin boyutu ne kadar büyükse ciddiyet o kadar artar sorumluluk ta artar.Bir bakarsınız milyon dolarlık teminatlar gerekir, bankaları ikna etmeye çalışırsınız, uzun lafın kısası ihale işleri hem zevklidir hemde risklidir.

    Büyürsünüz ihaleye fesat karıştırmalar başlar sizden para koparmak isteyen aracılar çıkar….

    Çıkar da çıkar…

     
  • Emre SEYMENLER 20:18 on 05 December 2011 Permalink | Reply  

    2012 ye girerken 

    Başlıkta sanki yıl sonu yazısı gibi gözüksede asıl amaç benden haberleri vermek, bir kaç satır bir şeyler gevelemek, biraz rahatlamak.Kendi bildim bileli ki bu 18 yaşımdan sonrası için geçerli, hiç bir anında sıradan olağan bir yaşam tarzı olmadı, sürekli ya yükseldim ya düştüm, istikrarlıydım evet ama sadece ya hep ya hiçlik konusunda.

    Yıllar geçti bu üzerimde ki hal geçmedi, hala da öyle devam ediyor, ama emin olduğum tek konu geçmişe baktığımda düşüş olarak nitelendirdiklerimin hepsinin geleceğimi şekillendirmek üzere atılması gereken adımlar olduğunu görürüyorum.Ya ayet ya hadis, Sizin hayır bildiklerinizde şer, şer bildiklerinizde hayır vardır.Ayrıca hayırda şerde Allah tan geldiği için bu hayatta üzülmeye hiç gerek yok.

    Biz söz var insanlara ne kadar anlatırsanız anlatın, anlattıkların karşındakinin anladığı kadardır.Bunu hayatımın her devresinde yaşıyorum, ama normaldir herkes de ileri görüşlülük ya da ufuk olmayabilir.Ayrıca kıskançlık hasetlik gibi manevi hastalıklarda olabilir.

    Başbakanın bir konuşmasında, yumuşak başlıysak uysal koyun değiliz sözü vardı, büyüklere amire memura edep saygı gösterirken zannetmesinler ki biz bir şey bilmiyoruz, dediğim dedik çaldığım düdük, benim sözüm her yerde geçer gibisinden, küçük dağları ben yarattım gibisinden dolaşan insanları gördükçe bazen Rooseveltin sözü aklıma geliyor.Ne demişti Yumuşak huylu ol ama elinde bir sopa taşı.

    Doğru söylüyor, gözlemlediğim kadarıyla, insanlarımızda iyilikten maraz doğar olayı var, sen ne kadar iyi olursan o kadar taviz vermiş oluyorsun, bir gün işte bir hata yaptım ve hatamın bedelini maaşımdan keseceklerdi, hoş kesmediler ama, o günden sonra gözlerim dört açılmıştı, çünkü canım yanmıştı.Çocuklara dersin sobaya yaklaşma, o inadına yaklaşır bırakacaksın yansın eli, bir canı yansın bak bakalım bir daha yaklaşacak mı.İşte bazen öyle insanlar görüyorum ki kaf dağındalar, hani bir yerde bir kötülük gördüğünüzde gücünüzle karşı koyun yapamıyorsanız dilinizle, oda olmuyorsa kalbinizden buğz edin diyor.Bakıyorum gücüm var, sözüm de var, neden yapmıyorum diye ikilemde kaldığım oluyor.Bu insanlar gafletten ne zaman kurtulacaklar merak ediyorum.

    Hani o kaf dağındakiler, dokunulmaz olduklarını mı sanıyorlar anlamıyorum, bir kere canları yansa anlıyacaklar ama işte, dediğim gibi ikilemde kalıyorum.İkilemden kurtulduğumda buraya yazacağım sonuçları.

    Uzun bir anlayana sivrisinek saz olayından sonra, hayatımda ne oluyor a gelirsem, sektör değişikliği yaptım ve imalat tan Enerji sektörüne doğru yol alıyorum.Taze kan olarak yeni bir yolculuğa başladım, umarım güzel şeyler olur.

    Güzel insanlarla tanışıyorum, yepyeni bir ortam yeni bir başlangıç, bir nevi yeni yıl havasındayım.Web projelerime bir yandan yatırım yapıyorum.Yeni tasarım yeni logo ve içerik için gerekli kaynağı buldum ve temiz internet için gelecekte geçerli olucak tek sistem doğru bilgi için bir adım atmıştım, şimdi ise devamını getireceğim.Sonra 3 kişilik bir ekiple yine internetten yaptığım danışmanlık işini resmileştiriyorum.

    Hayatımda üzüntüler ve sevinçler bir arada, ama kazanan yine benim, birinden tecrübe diğerinden keyif alıyorum daha ne olsun ;)

     
  • Emre SEYMENLER 14:13 on 09 November 2011 Permalink | Reply  

    Pakize Suda ve Eğlencesi 

    Pek fazla televizyon izleyen birisi değilim, bu yazımda anlatacağım olay uzun zamandır yapılıyor.İlk olarak büyük bir tv kanalından akşam haberlerinin bitimine doğru çıkıyordu.Olay şu bir muhabir, çarşıda pazarda geziyor ve insanlara sorular soruyor, mesela mevsimler nasıl oluşur gibi, tabi insanlar seçmece, bu soruyu bilemeyecek insanlar aranıyor ve bu insanların verdiği cevapların yer aldığı bölüm doğru cevaplara nazaran çok çok yüksek miktarda.

    Bugün tv ye bakarken Pakize Suda’nın programına rastladım, programın adı nedir bilmiyorum hatta Pakize Suda beni de ilgilendir miyor ama yıllardır bir şekilde televizyonda olup yeri geldiği zaman insanlara bir şeyler öğretmeyi eğitmeyi amaçlayan insanların sokağa çıkıp insanlara sorular sorup bunları yayınlamaları acaba ne kadar ahlaki.

    Amacınız nedir, aaa biz ne kadar cahiliz bakın görün olayı mı.Olay aslında çok basit, video sitelerinde en çok izlenen vidyolara baktığınızda insanların aptallıkları ya da düşmek kalkma gibi olaylardır.Sokaktan seçmece insanlara sorulan sorulara halkımız genellikle sallar birşeyler, bilmiyorum deyip geçmez, e sallayınca tabi Pakize  Suda ya da malzeme çıkıyor.

    Sorunun kaynağı belli, refah seviyemizin düşük olması ve tv lerin kontrolsüz olması.Şimdi yazacağım olay için ne düşünürseniz düşünün ama olması gereken budur.Tv lere filmlere bakarsak, imamlar hep üçkağıtçı, hacı hoca tayfası üfürükçü, evlerde kitap okuyan ne bir anne var ne bir baba, hep lüks hayata özendirme, sihirli büyülü anne baba, olmayan varlıkların minik beyinleri zehirlemesi gibi onlarca tehlike var.

    Aydın geçinen insanlar neden bunlara karşı yürüyüş yapmıyorlar ki, yeri geldiğinde elde bayrak 10. yıl marşını söylemeyi biliyorlar, birazcık dürüst olun kendinize karşı, eğer gerçekten bu ülkede birşeylerin değişmesini istiyorsanız bu saydıklarımıda protesto edin.

    Benim ülkemin genç beyinlerini zehirlemeye kimsenin hakkı yoktur.İnsanlarımın cahilleri ile dalga geçmeye kimsenin hakkı yoktur.Eğer cahillerse eğitin, kusurları ortaya çıkaranın, kusurları ortaya çıkarılır bunu kimse unutmasın.Keser döner sap döner bir gün hesap döner.

    Daha yazılacak o kadar çok şey var ki, sayfalar yetmez, bu başlangıç gerisi elbet gelecektir…

     
  • Emre SEYMENLER 17:29 on 18 October 2011 Permalink | Reply  

    Maceraya devam… 

    Bu akşam biraz yazayım dedim ama panele girince yazıya ne başlık versem sorunu aldı, tabi hemen kurtuldum, ticari amaç gütmediğim ve hit kaygısı çekmediğim için, asgasdfedgegdsfsfraw gibi bir başlıkta koysam okumak isteyen yine okur :) neyse baktım 45-50 gün olmuş yazmayalı, hayatımda neler oluyora bakarsak, yüksek lisansa başlıyalı 4 hafta oldu, ileri mühendislik matematiği denilen bir ders alıyoruz hem de zorunlu olarak :) ne büyük bir lütuf bize, yıllar önce ezberleyerek geçtiğimiz türev integral diferansiyel denklemlerin ağa babalarını farklı çözüm yollarıyla çözmeyi öğreniyoruz, bu dersi verirsek herhalde, uyduya yörünge çiz deseler çizecek kıvama geliriz :) şaka bir yana siz siz olun dersleri bilerek geçin, yoksa başınız ağrır canınız sıkılır, iş güç arasında zaman bulamazsınız, neyse devam derslere ileri imal usulleri ve metodik konstrüksiyon dersi alıyorum bu sene.

    İmal usullerinde az bilinen imal usulü yöntemlerinden sırayla bilgiler alıyoruz metodik te ise sistemli bir şekilde tasarım nasıl yapılır bunu öğreniyoruz.Dersler öyle yada böyle  verilir geçilir zaten atılmada kalktı yatır harcı al dersi :) dersleri bırakalım ve sosyal hayattan bahsedeyim, kendi şehrinde okumak güzel bir duygu, yeteri kadar gurbette okumanın tadını cefasını sefasını  çekmişim, şimdi ise keyif sürme zamanı, akşam evde yemek hazır, ütü bulaşık derdi yok :) kısacası kebap…

    Uludağ üniversitesi fena değil, büyük binaları iyi özellikle bizim bina, henüz sosyal aktivitelerini göremedim, mesela öğle arasında masa tenisi ne bileyim basketbol futbol oynayana rastlamadım, spor tesisleri nerdedir bilmiyorum, belki vardır da ben denk gelmedim.

    Sınıfa yeni yeni ısınmalar, liseden arkadaşlara rastlamalar, yeni insanlarla tanışmalar, makine mühendislerinin farklı çalışma alanlarını tanıma gibi bir sürü güzel bilgiler ve insanlar tanıyorum.Zaman geçtikçe ortak paylaşmalar olacak, olacakta olacak…

    Uzun lafın kısası köprüyü geçtiğimiz için herkes biraz rahat, bir iki ders dışında zorlayacak ders yok gibi, bakalım zaman ne göstericek, şuanlık keyifler güzel :)

     
    • Cuma SESSİZ 15:04 on 27 Ekim 2011 Permalink

      KÖMÜR VE ZONGULDAK

      İlk önce Emre kardeşime sayfası için hayırlı olması dileklerimi sunayım ve beraber geçen onca zamanın ardında bıraktığı hasreti dile getireyim
      Bizde maden mühendisi adayıyız tabi okulu bitirebilirsek hani dersler falan bilerek geçmek lazım diyorsun ya kardeşim ah kardeşim bizdeki hocalarda senin mantığınla ‘bu adamlara dersi öğretmeden mezun etmeyin ha’ deyip okulumuzu 7′ye kadar uzattılar :) canları sağolsun iyikide böle yapıyorlar yoksa bu kadar zamanı hayatın kahrını çekecektik şimdi en azında senin gibi hayatın cilvesinin tam anlamı ile tadına varamayız heralde ah dersler ah , ah bitirme projesi ah bi bitse bende rahat edecektim neyse kardeşim benim niyetim sadece sana bi hayırlı olsun demekti şimdi kendine ii bak dualarda buluşalım

    • Emre SEYMENLER 18:08 on 27 Ekim 2011 Permalink

      Merhaba Cuma :) böyle çok resmi olduk, Cuma kardeşim, senle çok güzel günlerimiz geçti, ayağımı bir kaç kez kaydırsanda :) her zaman bende yerin özeldir, nasıl olmasın ki, kurtların sofrasındasın, herkes prim peşinde, riyakarlıklar, yalanlar, dolanlar, üstünlük kurmalar, ne ararsan var, biz ki böyle bir ortamda güzel saf temiz kalabilmeyi başardık, tabi neler sayesinde olduğunu sende bende çok iyi biliyoruz.

      Ah o okul yok mu o okul, bilirsin nasıl günlerimin olduğunu, her anıma tanıklık ettim, nasıl durumlardan nasıl durumlara geçtiğimi, umarım kardeşim Allah (c.c) sanada mezun olmayı nasib eder.Okulu bitirince her şey bitmiyor, ama çoooook büyük bir engel ortadan kalkıyor, ve hayatla asıl mücadele şimdi başlıyor.

      Okuldayken, sınavdan çıktıktan sonra sorarlardı nasıl dı, eh derdim, onlarda geçersin inşallah derlerdi, bense bu lafı hiç sevmezdim, çünkü öyle denilince geçilmiyor, kimse kulağına fısıldamıyor cevaplamıyor, eşşeği bağlayacaksın sonra isteyeceksin, birde ne kadar yırtınırsan yırtın olcakla öleceğin önüne geçilmiyor, sen süper çalışırsın ters bir soru çıkar gümlersin, azıcık çalışırsın bildigin sorular denk gelir geçersin.

      Niyetlerimizi güzel kuralım ki güzel olsun…
      Allah razı olsun kardeşim, zamanlaman çok güzel, tam da içim sıkılmışken, bir anda bana o günleri hatırlattın, beraber sohbet etmişliğimiz yemiş içmişliğimizi.Maceralarımızı, ah ah….

    • mehmet çamurcuk 11:55 on 29 Ekim 2011 Permalink

      emre naber nasılsın

    • Emre SEYMENLER 16:23 on 29 Ekim 2011 Permalink

      Teşekkür ederim Mehmet Abi,
      Maceraya devam yazımı zonguldağa ithaf etme vakti gelmiş demek ki :) önce Cuma sonra Mehmet abi, abi bildiğin gibi koşuşturmaca, iş ev, ev iş derken birde araya okulu aldık tekrardan, zamanı değerlendirmeye çalışıyoruz.
      Zonguldaktan birisi daha yorum yaparsa artık ziyaret etme vakti gelmiştir diyecem ve atlıcam otobüse gelecem :)

  • Emre SEYMENLER 06:05 on 30 August 2011 Permalink | Reply  

    MMO Bursa ve Cehalet 

    Bugün bayram ve normal olarak herkesten bayram mesajı geliyor ama bu kadar saçması bilerek yapılma dışında olması mümkün değildir.Gelen mesaj aynen şu

    ”30 Ağustos Zafer Bayramınızı ve Şeker Bayramınızı kutlar, sağlık, mutluluk ve esenlikler dileriz.MMO Bursa Şube Yönetim Kurulu”

    İlk başta normal gibi ama koyu yazdım kelimeye bakarsanız, şeker bayramı yazıyor, bizim şeker bayramı diye ne bir dini bayram nede milli bayramımız var, siz hangi çağda ya da coğrafyada yaşıyorsunuz, çocuk mu kandırıyorsunuz, bilinçli olarak yapıyorsunuz.Siyasetinizi oda dışında yapınız.

     
    • Yunus Emre 09:48 on 30 Ağustos 2011 Permalink

      Merhaba Emre Bey. Ben de makine mühendis adayıyım. Hem meslektaş, hem de adaşız :) . Neyse, konuya döneyim, hakikaten bu tespitinizi açıklamanızı kutluyorum. Öyle insanlar var ki, gördüğü bir yanlış karşısında niyeyse ses çıkarmıyor ve adeta “Bana dokunmayan yılan bin yaşasın” diyor. Bunu dile getirmenize sevindim. Odaya da bir çift lafım var; “Kardeşim, beğenmesen de istemesen de sen resmi bir kuruluşsun ve amacın siyaset değil. Hem, işinize gelince farklı dinlerin, farklı düşüncelerin bu ülkede özgürce konuşulmasının gerektiğini savunuyorsunuz da, iş İslam’a, müslümanlığa gelince niye ters tepiyorsunuz? Düşüncelerin, ideolojilerin, dinlerin özgürlüğünü savunan “özgürlükçü” kişiliğinize ne oldu?… Bunlar, boş laflar… Sizin kutlamanıza, verdiğiniz değere İslamiyetin, müslümanlığın hiç bir geeksinimi yok. Fakat bir iş yapacaksanız, hakkını vererek yapın ki insanlar(sizin görüşünüzde olanlar değil, bütün insanlar), sizin yaptığınız işten memnun kalsınlar…” Saygılarımla Emre bey.. Hayatınızda nice başarılara imza atmanız dileğiyle. Artık ben de sitenizin aktif bir izleyicisi olacağım. Ramazan Bayramınız Mübarek olsun.

    • Emre SEYMENLER 09:55 on 30 Ağustos 2011 Permalink

      Beş Maymun Hikayesi,

      Kafese beş maymun koyarlar. Ortaya da bir merdiven konur ve
      tepesine de iple bir kangal muz asılır. Her bir maymun merdivenleri
      çıkarak muzlara ulaşmak istediğinde dışarıdan üzerine soğuk su sıkılır.
      Her bir maymun aynı denemeyi yapar, buz gibi soğuk suyla ıslatılır.
      Bütün maymunlar bu denemeler sonunda sırılsıklam ıslanırlar. Bir süre
      sonra muzlara doğru hareketleneni diğer maymunlar engellemeye başlar.

      Su kapatılıp maymunlardan biri dışarı alınır, yerine yeni
      bir maymun konulur. İlk yaptığı iş, koşup muzlara ulaşmak için
      merdivene tırmanmak olur. Fakat diğer dört maymun buna izin vermez ve
      yeni maymunu bir . de döverler.
      Daha sonra ıslanmış maymunlardan biri daha yeni bir
      maymunla değiştirilir. Ve o da merdivene ilk yaptığı atakta dayak yer.
      Bu maymunu en şiddetli ve istekli döven de biraz önce diğerleri
      tarafından engellenen ve ilk dayağı yiyen birinci yeni maymundur.
      Islak maymunlardan üçüncüsü de değiştirilir. Bu da . ilk
      atağında diğerleri tarafından cezalandırılır. Diğer dört maymundan yeni
      gelen ikisinin en yeni gelen maymunu niye dövdükleri konusunda hiç bir
      fikirleri yoktur ama en iştahlı dövenler de onlardır.
      Sonra en baştaki ıslanan maymunların dördüncü ve beşincisi
      de yenileriyle değiştirilir.
      Ama tepelerinde o bir kangal muz hala asılı olduğu halde
      artık hiç biri merdivene yaklaşmamaktadır.
      Neden mi?
      Çünkü burada işler böyle gelmiş ve böyle gitmektedir…

    • Yunus Emre 10:18 on 30 Ağustos 2011 Permalink

      Aynen öyle hocam. Ellerine sağlık

  • Emre SEYMENLER 18:37 on 13 August 2011 Permalink | Reply  

    Ve Yüksek Lisans Başlar… 

    Okulu bitirdim diplomamı aldım, dedim tamam bu bana yeter ama yetmiyor muş, birşeyler öğrendikçe daha fazla öğrenmek istedim ve bir noktada kısıtlandım.Gerekli olan şeyse profesyonel ellerden bilgi almaktı ve buda yüksek lisanstan geçiyordu.

    Yüksek yapmaya karar verdim ama hiçte bilgim yoktu, ki kazandım hala bilgim yok :) tek bildiğim şey ales e girmek olduğuydu.Neyse araştırdım ales varmış, yılda 2 defa bir sonbahar bir ilkbahar, girdim sınava ki bu 24 nisan zamanlarına tekamül eder, sonra baktım yüksek lisans için ingizlice puanıda istiyorlar, tabi her üniversite değil ama benim girmek istediğim üniversite istedi.

    Dedim ne yapacağız üds, kpds, toefl falan yazıyordu ama bir baktım üds kaçmış çoktan, dedim kpds ye gireyim, hatta bazı üniversitelerde ki benim üniversitemde var, kendi yaptığı eş değerde bir ingilizce sınavı daha var, ona da girebilirsiniz.Nitekim girdim üniversitenin kendi yaptığı sınavada, artık son nokta, mülakat.

    Kafamda şu vardı, günlük iş ortamındaki becerilerimin mülakatı kolaylaştıracağını düşünürdüm ama öyle değilmiş, neyse mülakatada girdik.Sonuçlar açıklandı ve artık yüksek lisans kapısından girmiş oldum.Bu sene konstrüksiyon ve imalat alanında yüksek yapıcak 7 kişiden biri oldum.

    Şimdi sizlere yüksek lisans taktikleri vereceğim ki bu bizzat kendi edindiğim tecrübedir ve kafanızda olayı net olarak açıklayacaktır.

    Yüksek lisans = Diploma Not  +  Ales Puanı  +  Dil Puanı +  Mülakat 

    Yukardaki formülde hepsinin bir yüzdesi var, ben girerken ales % 50, diploma % 20, dil ve mülakat % 15 lik bir etkiye sahipti.Yani yüksek lisans için olmazsa olmazımız ales sınavıdır arkadaşlar.Alese asılın 90 alırsınız, rakibiniz 80 almıştır ve siz rakibinize kafadan 5 puan farkla başlarsınız ki aşağıda bir liste vereceğim ordaki listeye göre o 5 puanın nasıl bir fark yarattığını gözlerinizle göreceksiniz.

    Alese çılgınlar gibi çalısın dedikten sonra, diploma notunuz artık ne geldiyse, eğer siz daha yolun başınızdaysanız derslerinizi çok sıkı tutun derim, yine fark yaratacak etkiye sahip faktörlerden biridir.

    Sıra geldi dil sınavlarına, ben üds ye girmedim ama girenlerin dediği üds kpds ye göre daha kolaymış, artık o size kalmış ama kendi tecrübeme göre üniversitenin yapmış olduğu dil sınavı üds ve kpds ye göre daha kolaydı, en azından cloze test soruları yoktu.Cloze test ne derseniz sınavları karıştırın bulursunuz.Yüksek lisans için baraj vardı 50 almak gibi, kpds den 50 alırsın dersin tamam kriterleri tutturdum ama öle değil, diğer sınavlarada girin çünkü en yüksek puanla girerseniz, kazanma şansınız o kadar artacak.

    Ve zurnanın zırt dediği yer, mülakat.Mülakat nasıl derseniz, sizi bir odaya alıyorlar, yapmak istediğiniz dalın hocaları karşınızda, size diyorlar kendinizi tanıtın, kafanızda bir sunuş planı varsa bile  o anki psikoloji ile planınıza uyamayabilirsiniz, telaş yapmayın, size sorular soruyorlar tanıma amaçlı çalışıyormusun gibisinden, çalışıyorsanız size işle alakalı sorular sorabilirler ki sordular bana, sonra okuldan soruyorlar, herkese sormadılar, ama bana sordular, artık size sorarlar mı bilmem ama, mezun olurken kafanızdaki bilgilerin hepsini sıfırlamayın, ilerde lazım oluyor ve mülakat notunuzun düşük gelmesini sağlıyabiliyor.Mülakat teknikleri diye birşey veremeyeceğim çünkü durum o anda şekilleniyor, sabit bir şey yok, ha ne var, takım elbise giyebilirsiniz yada ciddi bişeyler giyebilirsiniz, bayan öğrenciler de yine aynı şekil ciddi giyinirlerse daha hoş olur.Eğer o okulun öğrencisi iseniz şansınız daha yüksek hocaları tanıyorsunuz, benim gibi sıfır bilginiz varsa biraz daha zor olabiliyor, hangi hoca neye tepki verir, yada ne hoşuna gider bilmediğinizden, ringde gözleriniz bağlı dövüşüyorsunuz.

    Sonuca gelirsek, mülakat notu tamamen belirleyici değil ama diğer sınavlarını yüksek olursa, yükseği kazanmanız içten bile değil.

    Benim deneyimlerim böyleydi.Darısı sizlerin başına :)

     
  • Emre SEYMENLER 18:32 on 30 July 2011 Permalink | Reply  

    Kariyer.net hakkında günah çıkarma 

    İnternetle ne kadar alakalı olduğumu hatta bağımlılık derecesinde bir sevgim olduğunu yakın çevrem bilir, ve internette reklamdır odur budur pek para vererek hizmet alma taraftarı değilimdir.Ve bu iş bulma kariyer gibi siteleride pek sevmezdim, kullanışlı gelmezdi, hatta aradığımı bulamam diyordum kiiii öle değilmiş.

    Çalıştığım firma kariyer.net ile anlaşmış ve personel alımlarını kariyer üzerinden gerçekleştiriyor, daha önce bir pozisyon için eş dost akrabaya sorarak eleman bulmaya çalışıyorduk ayda 1-2 tane düşüyordu, ama satınalmacı ilanımız için şuanlık 250 den fazla insan başvurmuş durumda.

    Dedim tamam beyaz yaka iş için herkes başvurur ya mavi yaka, demeye kalmadan tornacı ilanımız için başvuruda bulunduk ve şuan ki tornacımız kariyer.net ten,  dahası da var, elektrik  pano montaj ustası oda kariyerden, kısacası artık herkes interneti kullanmaya başlamış, ve bizler için büyük kolaylık, kimin 250 tane aynı pozisyon için tanıdığı var ki :)

    Sonuç olarak kariyer olsun yenibiriş olsun diğer kariyer sitelerine girip çıkmak güzel oluyor, gözlerimle şahidim iş bulunabiliyor… benden söylemesi.

     
  • Emre SEYMENLER 13:35 on 12 June 2011 Permalink | Reply  

    Bursaspor Spor Kulubü 

    Eskiden Bursaspor’un maçlarını izlerdim, şimdi iş güç derken ilgi alanlarının değişmesi sebebiyle futboldan zevk almamaya başladım, ama yinede Bursaspor için ne gerekirse yaparım.

    Bursa Türkiye’nin nüfus olarak 4. büyük şehri aynı zamanda ekonomik olarakta çok güçlü, ve tek güçlü bir şehir takımı var, ama neden sadece futbolda var.Neden Bursaspor armasını mayolarda, atletlerde, karate tekvando kıyafetlerinde yok.Ben özellikle Bursaspor armasını tekvando kıyafetinde olmasını isterim çünkü tekvandoyu severim ve armamızın yakışacağını düşünüyorum.

    Aslında olay sadece yakışma meselesi değil, bir dünya genç var Bursada.Neden değerlendirmiyoruz, ben Bursaspor’un sporun her dalında şampiyonluklar yaşamasını RealMadrid, Barcelona gibi bir takım olmasını istiyorum.

    Yıllar sonra gerçekleşecek bir olayı şimdiden yazmak istedim…

     
  • Emre SEYMENLER 17:19 on 26 May 2011 Permalink | Reply  

    Phpld Dizinde Bekleyen Linkleri Otomatik Ekleme 

    Artık pek ilgilenmesemde, directory sitemde 5000 adet bekleyen link oluşmuş, bu linkleri tek tek onaylamak ölümdür, toplu link onaylama ararken yabancı bir sitede buldum ve gerçekten işe yarıyor.

    Yapmanız gereken şey çok basit;

    Phpmyadmine giriceksiniz, ve ordan dizininizin database ini bulun.

    Sql e tıklayın ve aşağıdaki kodu yazıp git deyin.

    UPDATE `PLD_LINK` SET `STATUS`= 2 WHERE `STATUS` = 1

    işlem bu kadar.Tüm bekleyen linkler onaylanmıştır.

     
  • Emre SEYMENLER 20:21 on 17 May 2011 Permalink | Reply  

    Kısa Güncelleme
    Saat 23.18 işten gelmişim bir iki sohbet, öncesi arkadaşla sohbet, şimdi ise yatma zamanı, en son yazdığım yazı 28 nisan tarihli yazıda yoğun demişim ve halada yoğunum 1 aydır full tempoda gidiyorum, ne zaman tekleriz bilinmez, acı tatlı gidiyoruz, siteme gelenlere bakıyorum da en çok makine mühendisi nasıl olurum diyerek gelmişler, bu kelimeyi kim neden aratır bilinmez ama, makine mühendisi olmanın yolu diploma bazlı ise üniversiteden, gerçek ise imalattan geçer.
    Neyse….

     
c
compose new post
j
next post/next comment
k
previous post/previous comment
r
reply
e
edit
o
show/hide comments
t
go to top
l
go to login
h
show/hide help
esc
cancel
gazeteler